Showing posts with label virüs. Show all posts
Showing posts with label virüs. Show all posts

Thursday, December 4, 2014

Verizon Bilgi Güvenliği Olayları Raporu

Amerikalı telekomünikasyon firması Verizon her sene “Verizon Data Breach Report” adlı bir çalışma yayınlar ve bilgi güvenliği konusunda bir önceki senenin kapsamlı bir analizini yapar.

“Verizon 2014 Data Breach Investigations Report” (DBIR) adıyla yayınlanan rapor dünya genelinde 95 ülke, 50 kuruluş, 63.000’den fazla bilgi güvenliği ihlali ve 1.300’den fazla teyit edilmiş veri sızdırma olayını ele almıştır.

Otelcilik, tarım, inşaat, eğitim, sağlık kuruluşları, kamu kurumları, lojistik şirketleri hatta madencilik firmalarını da kapsayan bu araştırma sonuçları bize dünya genelinde bilgi güvenliği seviyesi hakkında bilgi verdiği için, genel kültür amacıyla da olsa gözden geçirilmesinde fayda var.




DBIR bu sene, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 95 farklı ülkeden güvenlik olaylarını ele almış ve bu sayede dünyanın coğrafi bölgelerinin tümünü kapsar hale gelmiştir.

Toplamda 63.437 olayın ele alındığı raporda 1.367 vakada veri kaybı yaşanmıştır.

Bu senenin raporu aynı zamanda son 10 yıla ilişkin siber saldırı trendlerini de içermektedir.  Bu saldırı trendlerinin raporu oluşturan kurumla veri paylaşan şirketlerin paylaştığı verilerden derlendiğini hatırlamakta fayda var. Bu nedenle genel trend verilerinde bazı “anlamsız” sapmalar görülebildiği için raporun genel “trendler” kısmı ana çok bilimsel gelmiyor. Örneğin aşağıdaki grafikte 2012 yılında görülen ani düşüş perakende sektörüne ilişkin verilerin eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Aşağıdaki grafikte veri kaybına neden olan olayların saldırgan türlerine göre dağılımını görüyoruz.  Saldırganlar temelde “Internal” (iç saldırgan), “Partner” (iş yapılan ortak) ve “External” (dış saldırgan) olmak üzere 3 türe ayrılmıştır.


 Resim 1: Saldırgan türlerinin dağılımı

  
Görüldüğü üzere 2006-2008 yıllarına kadar birbirine yakın olan saldırgan türlerinin dağılımı, özellikle 2009 yılından sonra “dış saldırgan” sayısında ciddi bir artış göstermektedir. Söylediğim gibi 2012 yılındaki düşüşü anlamlandırmamız yanlış olur.

Benzer şekilde aşağıdaki grafikte casusluk amacıyla yapılan saldırıların oranının artıyorken maddi beklentiyle gerçekleştirilen saldırıların sayısında gözlemlenen düşüş, casusluk saldırılarıyla ilgilenen firmalardan gelen verilerin sayısının artmasından kaynaklanmaktadır. Casusluk olaylarının daha fazla ele alınması genel saldırı türleri içerisindeki oranları hakkında bize bilgi vermeyecektir.

Resim 2: Saldırganların amaçlarının yüzdesel dağılımı

Görüldüğü üzere casusluk amacıyla yaşanan olayların oranı artarken maddi kazanç amaçlayan saldırganların sayısında bir azalma görüyoruz. Bu trendin nedeni rapora kaynak olan verilerin alındığı firmaların uzmanlık alanıdır, dikkatli şekilde ele almamız gereken bir sonuçtur.

Raporun yoruma açık ve toplanan verileri sağlayan firmaların satmaya çalıştıkları ürünlerden bağımsız olarak, biraz daha “bilimsel” olan kısımda ise değerli sonuçlar var.

Saldırganlar neyin peşinde?

Resim 3: Hedef cihaza göre saldırıların dağılımı

Görüldüğü gibi sunucular (server) saldırılara en çok hedef olan cihazlardır. Verilerimizi ve uygulamalarımızı bunlarda tuttuğumuz için saldırganların bu sistemleri hedef almaları şaşırtıcı değildir. Kullanıcı cihazlarını (“User Devices” - istemciler) hedef alan saldırılar ikinci sırada gelmektedir.

Güvenlik seviyemiz artıyor mu?
Aşağıdaki resimde saldırganların gün veya daha kısa sürede sistemi ele geçirdikleri saldırıların oranını (kırmızı çizgi) görüyoruz. Bu grafikteki artış saldırganların sistemi ele geçirmek için giderek daha az zamana ihtiyaç duyduklarını göstermektedir. Mavi çizgi ise gün veya daha kısa zaman biriminde tespit edilen olayları göstermektedir.

Resim 4: Saldırganların artan kabiliyetleri net bir biçimde görülüyor

Rapora konu olan 63.000’den fazla güvenlik ihlalinin aslında 9 ana saldırı grubuna giriyor olması bize saldırganların tercih ettikleri ve bize saldırırken (rapor iyi güzel ama derdimiz kendi ağımız korumak) kullanmaları muhtemel yöntemleri göstermektedir.

Raporun genelinde olduğu gibi “siber casusluk” başlığının dikkatli ele alınması gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyorum. Veri kaybına neden olan saldırıların aşağıdaki dağılımlarına bakınca bizden veri çalmaya çalışacak kişilerin büyük ihtimalle web uygulamalarımızı hedef alacağını söyleyebiliriz.



 Resim 5: Veri kaybına yol açan saldırıların dağılımı

Yukarıdaki grafik bize veri kaybının yaşandığı 1.300 civarındaki olayın dağılımını vermektedir. Rapora konu 63.000 civarında güvenlik ihlalinin genel dağılımına bakacak olursak tablo değişmektedir.

Resim 5: Güvenlik olaylarının türüne göre dağılımı

Bu tabloya baktığımızda ise güvenlik ihlaline karşı önlem almamız gereken noktalar değişmektedir. Güvende olmak için kullanıcılarımızı eğitmemiz, zararlı yazılımlara ve konfigürasyon hatalarına karşı süreçler oluşturmamız ve hırsızlıklara karşı önlem almamız gerektiğini görüyoruz.

Rapor yukarıdaki saldırı vektörlerinin biraz daha detaylı olarak ele alınmasıyla devam ediyor.

SANS Enstitüsü tarafından belirlenen “kritik güvenlik kontrollerinin” aslında rapora konu olan 9 ana saldırı türünü de adreslediğini görüyoruz. Her fırsatta hatırlatmaya çalıştığım bilgi güvenliği hijyen kuralları, burada da bizi büyük dertlerden kurtaracaktır.

Özellikle üzerinde durmamız gereken kritik güvenlik kontrolleri şunlardır;

Yazılım envanterimizi tutmak: Zararlı yazılımları ve APT olarak da adlandırabileceğimiz “siber casusluk” olaylarını engellemek için.

Standart konfigürasyonlarımızın olması: Web uygulamalarını hedef alacak saldırıların uygulama platformlarında bir açık bulmalarını önlemek için.

Güvenli geliştirme alışkanlıkları: Uygulamayı geliştirirken güvenliği göz önünde bulundurmak daha sonra ortaya çıkabilecek güvenlik açıklıklarını engeller.

Düzenli yedek alma: Fiziksel kayıpları engellemek için.
Admin haklarının kısıtlanması: Admin yetkilerinin kısıtlanması bizi içeriden gelebilecek (personel veya dış saldırganın personel kaynaklarını kullanması) saldırılara karşı korur.

Kademeli güvenlik yaklaşımı: Doğru tasarlanmış ve kurulmuş bir kademeli güvenlik sistemi bizi bu raporda ele alınan saldırılara ve daha gelişmiş (ölüm zinciri, vb.) saldırılara karşı da korur.

Veri Sızdırma Engelleme: İyi çalışan bir DLP (Data Loss Prevention) çözümü saldırganların dışarıya veri sızdırmasını zorlaştıracak ve büyük ölçüde engelleyecektir.

Bunların dışında ağımız üzerinde olup biteni yakından takip etmemizi sağlayacak bir izleme sisteminin kurulması ve işletilmesi güvenlik ihlallerini zamanında tespit etmemizi sağlayacaktır. 
VLAN ayrımlarının, güncellemelerin ve yamaların zamanında yapıldığı süreçlerin oturmuş olması da “güvenlik hijyeninin” önemli bir parçasıdır.


Son olarak bir SOME (“Siber Olaylara Müdahale Ekibi”) kurulması bize olaylara zamanında ve doğru müdahale etme becerisini kazandıracak ve yaşadığımız olaylardan ders çıkartıp savunmamızı güncelleme imkanı verecektir.


Friday, October 31, 2014

APT ve Ölüm Zinciri

APT (Advanced Persistent Threat) saldırılarını anlamak onları engellemek için önemli bir adımdır. Bu yazıda APT 28 olarak adlandırılan örgütün saldırılarını ve APT tehdidinin özeti olan "ölüm zinciri" sürecine bakacağız.  

Resim 1: Düşmana bakan göz (temsili)

Fireeye tarafından yayınlanan Advanced Persistent Threat raporu Rus siber suçlular dünyasına bir pencere açıyor.  

Bu yazı http://www.fireeye.com/resources/pdfs/apt28.pdf  adresinden ulaşabileceğiniz raporun ana hatlarının ve önemli konu başlıklarının özetidir.

APT 28 olarak adlandırılan siber suç örgütünün hedefindeki kurumlar genel olarak Rus hükümeti çıkarları ile paralellik gösteriyor.

APT 28 Gürcistan, Doğu Avrupa ve NATO Üyesi ülkelerdeki kişileri hedef alıyor.

APT 28 tarafından kullanılan zararlı yazılımların profesyonel bir geliştirme ortamında ve 2007’den beri sürekli iyileştirilerek üretildiği anlaşılıyor. Yazılım analizinin yapılmasına karşı önlemlerin alınmış olduğu görülmektedir.
Örgüt kullandığı zararlı yazılımları hedef ağ ve sistemlere uygun olarak ayarlıyor.

2007 yılından itibaren, bu gruba ait, yakalanan zararlı yazılım örneklerinin yarısından fazlasında geliştirme ortamının dil ayarının Rusça olduğu anlaşılmaktadır.

APT 28 tarafından kullanılan zararlı yazılımların çok büyük bir bölümü, Moskova çalışma günleri ve saatlerine uygun olarak Pazartesi – Cuma günleri ve sabah 8:00 akşam 18:00 saatleri arasında derlenmiş.

Örgüt hedef aldığı kişilere ve kurumlara ilgilerini çekecek özel olarak hazırlanmış oltalama (phishing/spearphishing) epostaları gönderiyor.

APT28 Gürcistan İçişleri Bakanlığı’na karşı yapılan ve 2013 yılında tespit edilen bir saldırıda zararlı kod içeren ve Gürcistan’daki ehliyet sahibi olanların listesinin olduğu bir excel dosyası kullanılmış. Zararlı bulaştıktan sonra mia.ge.gov (İçişleri Bakanlığı uzantısı) bir eposta adresi üzerinden ekinde ağ ve sistemler hakkında topladığı bilgilerin bulunduğu bir eposta göndermeye çalışıyor. Böylece veriler, daha az kontrol edilen bir yol üzerinden sızdırılıyor.

Örgütün bir başka denemesinde ise “MIA Users\Ortachala…” adresinde bulunan bir Windows güncellemesinin yüklenmesi gerektiğini iddia etmiş. Aşağıdaki resimde bu denemenin “sisteminizin güncellemelerinin yüklenmesi gerekmektedir… Bu mesaj size OTD IT Support tarafından gönderilmiştir” mealinde olduğu anlaşılmaktadır.

Resim 2: Örnek oltalama saldırısı 

APT 28 Gürcistan Savunma Bakanlığı’nı hedef aldığı saldırıda ise Bakanlık ile birlikte Bakanlığıa hizmet veren bir şirket de hedef alınmıştır. Bu saldırıda her iki grupta çalışanların doğrum günlerinin listesi olduğu iddia edilen bir dosya ile birlikte, İçişleri Bakanlığı örneğinde görülene benzer bir zararlı yazılım kullanılmış.

Örgüt aynı zamanda Kafkasya bölgesi hakkında haber yapan gazetecileri de hedef almıştır. “Reason” adlı derginin Baş Editörü tarafından gönderilmiş gibi görünen eposta ile gazetecilerden belli bir konuda görüş bildirmeleri istenmiş. Bu epostanın ekinin de hedef sisteme “sourface” (ekşi surat) olarak adlandırılan arka kapı yazılımını yüklediği ve bu sayede örgütün gazetecilerin bilgisayarlarındaki bilgilere erişe bildiği görülmüştür.

Aşağıdaki ekran görüntüsünde gerçek alanadlarını taklit eden ve APT 28 tarafından kaydedildiği düşünülen alanadlarını görüyoruz. Bunlardan ilki İslami bir haber ajansı (kavkazcenter.com yerine kavkazcentr.info)  gibi görünürken diğeri Ermenistan Silahlı Kuvvetlerine aitmiş havası yaratıyor (mil.am yerine rnil.am).

Resim 3: Oltalama için kullanılan örnek alanadları

Polonya, Letonya ve Estonya gibi Doğu Avrupa ülkelerinin de APT 28 tarafından hedef alındı tespit edilmiştir. Bu ülkelerde Bakanlıkların yanında A.B.D. ve diğer Avrupa ülkeleri ile ortak tatbikat ve çalışma gruplarına dahil olan kişilerin de özel olarak hedef alındığı görülmüştür.

NATO ve OSCE (Organization for Security and Cooperation in Europe) gibi Avrupa ve Küresel güvenlik örgütlerinin ve bu örgüt içerisinde çeşitli görevler üstlenen kişilerin de hedef alındığı görülmektedir. Bu amaçla APT 28 tarafından alınan alanadlarından bazılar aşağıda görülmektedir.

Resim 4: NATO ve OSCE'ye özel hazırlanmış alanadları

Bazı alanadların, EuroNaval 2014, EUROSATORY 2014, Farnborough Airshow 2014 ve Counter Terror Expo gibi güvenlik ve savunma fuarı alanadlarına benzetilmiş olması örgütün bu fuara katılanların ve ziyaret edenleri de hedef aldığını göstermektedir.

APT 28 tarafından hedef alındığı düşünülen bazı Kurumlar ise şunlardır;
  • Norveç Ordusu
  • Meksika hükümeti
  • Pakistan Deniz Kuvvetleri
  • Avrupa Birliği Komisyonu
  • Dünya Bankası
  • OPEC
  • Hizb ut-Tahir
  • Macaristan Hükümeti
  • Özbekistan Dışişleri Bakanlığı
  • Türkiye’deki Askeri Ataşelikler


APT 28 saldırılarında gözlemlenen genel adımlar aşağıdakilerdir
  1. Hedefe özel hazırlanmış oltalama epostası gönderilir
  2. Zararlı yazılım içeren dosya açılır
  3. Zararlı yazılım çalışır
  4. “SOURFACE” olarak adlandırılan gelişmiş zararlı yazılım indirilir


Rapor kullanılan zararlı yazılımların biraz daha ayrıntılı ele alınmasıyla bitiyor. (bkz. Bundan sonra yazdıklarım raporda yok)

Saldırılara “cool” isimler takmaya meraklı Amerikalı meslektaşlarım bu saldırılarda görülen yönteme “Ölüm Zinciri” (Kill Chain) adını takmışlardır. Hedefin kandırılarak bir eposta ekini açmasıyla başlayan zincir bilginin sızdırılmasına kadar uzanıyor.
Aşağıdaki 6 adım hem Türkiye’de hem de Uluslararası güvenlik ihlali olaylarında gördüğüm tipik “ölüm zinciri” akışını özetliyor.

Resim 5: "Ölüm Zinciri" adımları

Bu tür bir saldırının başarıya ulaşması için zincirin tamamlanması ve her aşamanın başarıyla geçilmesi gerekiyor. Saldırının istismar ettiği asıl zafiyet insan olduğu için engellemesi en zor saldırı türü olduğunu kabul etmek lazım. Öte yandan zincirin her hangi bir adımda kırılması veya bir sonraki aşamaya geçememesi saldırının kısmen veya tamamen etkisiz hale gelmesini sağlar.

Ölüm zincirini kırabileceğimiz 3 önemli nokta var; ilk aşama, iç ağ içerisindeki yatay hareketler ve verinin dışarıya sızdırılması. Bu adımlarda başarısız olan bir saldırının örgüte faydası olmayacaktır.

İlk aşamada, personelin gelen epostanın ekini açmaması veya eposta içerisindeki bağlantıya tıklamaması önemlidir. Bunu engellemek için de bilinen en etkili yol bilgi güvenliği farkındalık eğitimleridir.

Saldırganların iç ağ içerisinde hareketlerini kısıtlayacak yapının kurulması için bir miktar yatırım gerektiği doğrudur ancak işin temelinde VLAN ayrımı yapmak, istemciler arası trafiğin denetlenmesi gibi önemli noktalar vardır.

Verilerin sızdırılmasının engellenmesi kurumdan çıkan trafiğin denetlenmesi ile mümkündür.


Türkiye’nin stratejik konumu ve NATO üyesi olmasından dolayı APT 28 olarak adlandırılan örgütün burada faaliyet göstermediğini düşünmek büyük hata olur. 
Bu nedenle üzerime düşeni yapıp Kamu Kurumlarına (mail uzantısı mil.tr ve gov.tr olanlar) ve savunma sanayi şirketlerine ücretsiz olarak bilgi güvenliği farkındalık eğitimi vermek istiyorum.
Eğitim sonucunda personel ve yöneticiler oltalama saldırılarının gerçekte ne kadar tehlikeli olduğunu anlayıp kendilerine gelen epostalar konusunda daha dikkatli olacaklar. 

Kurum bünyesinde eğitimi ayarlamak için benimle iletişime geçmeniz yeterlidir. 

MITRE ATT&CK Gerçek Hayatta Ne İşimize Yarar?

  Rusya kaynaklı siber saldırılar webinarı sırasında üzerinde durduğum önemli bir çalışma vardı. MITRE ATT&CK matrisini ele alıp hangi...