Showing posts with label Trojan. Show all posts
Showing posts with label Trojan. Show all posts

Monday, January 19, 2015

Emre bir gönderide etiketlendi

Facebook saldırganlar tarafından sıkça kullanılan bir saldırı vektörüdür. Dünyanın her yerinde yüz milyonlarca kişinin “paylaşım” yaptığı bir ortam herkes için iştah açıcı olacaktır.
Profesyonel merak da diyebilirsiniz, yersiz risk almak da ama “tamam, tıklamayayım ama tıklarsam ne olur?” diyerek bu tuzaklardan birine atladım.


 Hollywood filmlerinde olduğu gibi saldırganın bakış açısından bir senaryo dahilinde ele alırsak “operasyon” şöyle gerçekleşiyor.

Yazının konusu olmadığı için tuzağın nasıl kurulduğunu ele almayacağım, sadece benim gördüğüm haliyle ekran görüntüsünü paylaşacağım.

Adım 1: Olta 
Arkadaşım Emre bir gönderide etiketlenmiş. Gönderiye konu fotoğrafın “kompozisyonu” erkek Facebook kullanıcılarının dikkatini çekebilecek şekilde hazırlanmış.





Adım 2: Kapan
Emre’nin gömlek düğmelerini iliklemeyi unutmuş bu ablanın olduğu videoda ne gibi bir rolü olabileceğini merak ettiğim için tıklıyorum ve aşağıdaki ekrana geliyorum.




Bu ekranda bir kaç nokta dikkatimizi çekiyor: 
Artık Facebook’ta değilim. Facebook gibi görünen bu site aslında www(.)videotr(.)me (DİKKAT: ziyaret etmeyin) sitesi.
Videotr(.)me sitesinin sahibine ulaşmak için birkaç sorgu yapıyorum ancak alanadı sahibi bilgileri gizli. Bu sitenin nasıl bir ekosistemin parçası olduğunu anlamak için Bing arama motorunun bir özelliğini kullanıyorum. Bing arama motoru üzerinde “ip:” operatörü ile yapılan aramaların sonucunda aynı IP adresinden yayın yapan ve Bing tarafından endekslenen siteleri bulabiliyoruz.
Göreceğiniz üzere bazı “ilginç” alanadları da aynı IP adresini ve büyük ihtimalle aynı hosting şirketini kullanıyor.


Burada dikkatimizi en çok çekenler;
Cotton-panty: erotik site.
Alfasro: Site başlığı Silkroad sunucusu olduğunu söylüyor. Silkroad "derin internet" olarak da bilinen internetin karanlık tarafında uyuşturucu, silah ve çocuk pornosu gibi konularda ticaret yapmak için kullanılan bir ortamdır. Bu sunucu gerçekten bu sistemin bir parçası mı? yoksa "derin internet" konusunda meraklı birkaç kurban bulmak için mi hazırlanmış emin olamadım. 
Düzeltme: Bildirdiği güvenlik zafiyetleri ile Yandex şeref listesine (Yandex Hall of Fame https://yandex.com/bugbounty/hall-of-fame/2014/11/) giren Gökmen Güreşçi'den gelen bilgi üzerine: Silkroad diye bir oyun varmış, onunla ilgili bir sunucu olabilirmiş. Gökmen Güreşçi'ye teşekkür ederim. 
Candyhile: Popüler Candy Crush oyununa hileleri yayınladığını iddia ediyor.
Kurtalankilim: Anadolu kaplanı sitesi gibi duruyor. Bunların arasında ne işi var anlam veremedim. Ucuz hosting bulmanın verdiği mutlulukla acaba komşularını çok sorgulamadan şirket sitesini buraya mı taşımış?
Taşıdıkları risk nedeniyle sitelerin hiç birini ziyaret etmedim, sizin de ziyaret etmenizi önermem.

Adım 3: Saldırı
Yönlendirildiğim sahte Facebook ekranında tamamı düğmesini tıkladığımda, aşağıda görüldüğü gibi bir yazılım bilgisayarıma iniyor.


Tersine mühendislik ve zararlı yazılım analizi konusunda bir iddiam yok, o işi Mert Sarıca ve Emre Tınaztepe uzmanlara bırakıyorum, bu konuya ilginiz varsa her ikisini de takip etmenizi öneririm. Bu nedenle bunun ne olduğunu analiz etmek için internette ücretsiz olarak bu işi yapan siteleri kullanıyorum. 

İlk test olarak indirilen yazılımı VirusTotal sitesine yükledim. Sonuç aşağıdaki gibi oldu;


Virustotal’de çalışan toplam 56 antivirüs yazılımı arasında sadece 17 tanesi bu zararlıyı tespit edebildi. Bilgisayarınızda güncel ve lisanslı bir antivirüs yazılımı olmasının neden önemli olduğuna dair önemli bir göstergedir. Bu zararlıyı tespit edemeyen 39 antivirüsten birini kullanmanız durumda faydası olmayacağını unutmamak lazım. Antivirüs kullanacağız ama sağduyumuzu da elden bırakmayacağız. 

Bu zararlı yazılımın tam olarak ne yaptığı konusunda da kabaca bir fikir sahibi olmak dosyayı bir de Malwr sitesine yükledim.
Aşağıdaki ekranlarda görülüğü üzere zararlı yazılım klavye ve fare hareketlerini kaydediyormuş.



Adım 4: Parayı kazanmak
Kurbanların kullanıcı bilgileri (sitelerde ve uygulamalarda kullandığınız kullanıcı adı ve parola bilgileri) ve kredi kartı bilgileri saldırgana iletiliyor.

Güncelleme: Bu yazıyı yayınladıktan 1-2 saat sonra aynı "gönderide" çok farklı bir arkadaş çevremden birinin daha etiketlendiğini gördüm. Bu zararlı yazılımın hızla yayıldığına bir kanıt oluşturabilir. Bir diğer yandan da son gönderide etiketlenenlerden birinin çalıştığı kurumu görünce, bu zararlı yazılımın şirket veya kurum içerisinde Facebook kullanımına izin veren yerlerde de görülebileceğini ve devlet sırrı / ticari sır kaybına neden olabileceğinden şüphelenmeye başladım (kurum adına dikkatinizi çekerim).


Facebook gibi sosyal medya araçlarının kullanımında “uyanık” olmak gerektiğine dair güzel bir örnek oluşturan bu saldırı konusunda çevremizdekileri ve özellikle çocuklarımızı bilgilendirmek önemlidir. 

Tuesday, December 23, 2014

GSM Şebekesi Dinlemek

NSA’in dünyanın pek çok ülkesinde cep telefonlarını dinlemek için yürüttüğü “Auroragold Harekatının” gün ışığına çıkmasının şokunu daha yeni atlatırken, Almanya’da bilgi güvenliği alanında faaliyet gösteren bir araştırmacı, dünya genelinde isteyenin telefonları dinleyip SMSleri okumasına imkan sağlayabilen bir zafiyet açıkladı.




Auroragold Harekatı (Operation Auroragold)
NSA’yin Libya’ya askeri müdahalenin yapıldığı 2011 yılında harekat öncesi askeri unsurlara gerekli istihbaratı sağlamak için Libya’nın GSM şebekelerini hacklediği ortaya çıktı. Libya’da yürütülen bu operasyon aslında NSA’yin dünya genelinde GSM şebekelerine erişim sağlayan daha geniş bir harekatın parçası olduğu Edward Snowden tarafından yayınlanan belgelerde görülmektedir.

GSM operatörleri tarafından görüşmelerin gizliliğini sağlamak için kullanılan şifreleme yöntemlerinin de bu operasyon kapsamında NSA tarafından “sabote” edilerek zayıflatıldığı dikkat çekiyor. Yayınlanan belgelerde NSA’yin dünya genelindeki GSM şebekelerinin %70’i (tahmini 985 şebekeden 701 tanesi) hakkında detaylı teknik bilgi topladığı görülmektedir. Toplanan bilgiler daha sonra NSA’yin “sinyal geliştirme” olarak adlandırılan birimine aktarılıp şebeke dinlemeleri için gerekli “çalışmaların” yapılması sağlanmıştır.

Bir NSA sözcüsü bu konuda; “ulusal çıkarları korumak amacıyla ve uluslararası istihbarat gereksinimleri çerçevesinde sinyal işleme operasyonlarının yapıldığı” yönünde bir açıklama yaparak sürecin varlığını teyit etmiştir.

NSA’yin GSM şebekelerinde yaygın olarak kullanılan şifreleme protokolü A5/1’i kırmayı başardığı, yeni ve daha gelişmiş bir şifreleme yöntemi olan A5/3’ü kırmak yerine “Auroragold” operasyonu kapsamında kendi açısından tamamen şefaf hale getirecek yöntemler üzerinde yoğunlaşmıştır.
Yayınlanan gizli belgelerin içinde aşağıdaki dikkat çekicidir;


Görüldüğü üzere Eylül 2009’da NSA A5/3 şifreleme yöntemine saldıracak bir donanımı test etmiştir.

2010 yılına ait aşağıdaki belgede ise NSA mühendislerinin ve analistlerinin 4G şebekesi üzerindeki iletişimi ele geçirebildikleri duyurulmaktadır. (meraklısına: bu belgenin gizliliğinin kaldırılması için belirlenmiş tarih 2032'dir)



 SS7 zafiyeti

NSA tarafından önemli kaynaklar kullanılarak yürütülen bu operasyonlara gerek duymadan da bir saldırganın telefon görüşmelerini dinleyip SMS’leri okuyabilmesi mümkün olabilir.

Gelişmiş GSM şebekeleri de dahil olmak üzere pek çok Telekom altyapısında bulunan SS7 (Signal System 7) sistemi görüşmeleri ve SMSleri yönlendirmek için kullanılmaktadır. 1980’li yıllarda geliştiren SS7 sistemlerinin güvenlik açısından ciddi zafiyetler içerdiği Ağustos ayında Washington Post gazetesinde yayınlanan bir makalede zaten ortaya çıkmıştı. Yazıda SS7 sistemindeki bir zafiyeti istismar eden saldırganların dünyanın herhangi bir yerindeki cep telefonlarının yerini tespit edebildikleri açıklanmıştı.

3G ve 4G şebekelerinin güçlü şifreleme yöntemlerine rağmen şebekelerin altyapısında kullanılan SS7 sistemleri saldırganlara önemli fırsatlar sunmaktadır.
Söz konusu zafiyetin detayları henüz açıklamayan araştırmacılar bu konuda Ocak ayında Almanya’da yapılacak bir konferansta konuşacaklarını belirtiyorlar.

Amerika Sivil Özgürlükleri Birliği (American Civil Liberties Union – ACLU) tarafından bu kunda yapılan bir açıklamada; NSA bünyesinde 4G ve A5/3 gibi gelişmiş teknolojileri araştıran birimlerin olduğu gibi SS7 benzeri daha temel, görece eski ve basit teknolojileri istismar etmek için yöntemler araştıran birimler olabileceğine dikkat çekiliyor.

Ne yapmalı?
Görüldüğü gibi kiminle ne konuştuğumuzu merak edenler sadece istihbarat örgütleriyle sınırlı değil. GSM şebekesinin gittikçe IP tabanlı hale gelerek telefon dünyasından ziyade internet dünyasına kayması hackerların da iştahını kabartmıştır. Yeri gelmişken, bunu kendimizi kandırmayı bırakmak için de bir fırsat olarak görüp elimizdeki cihazların “akıllı telefon” değil, “cep bilgisayarı” olduğunu kabul etmemiz de yerinde olacaktır. Cihazlar bilgisayardır ve bilgisayarlar için geçerli olan bazı güvenlik tedbirleri alınmalıdır. Cihaz güvenliği konusunda bazı ipuçlarını http://www.alperbasaran.com/2014/09/akll-telefon-guvenligi.html adresinden ulaşabileceğiniz yazımda derlemiştim.

Bu yazının genel fikrine daha uygun olarak, kullanıcı ve veri gizliliği için aşağıdaki önerilerde bulunabilirim;
  • Konum bilgisini kullanmanız gerekmiyorsa kapatın.
  • Yüklediğiniz uygulamaların talep ettiği izinleri düşünün. Basit bir oyunun ve el feneri uygulamasının çağrı yönetimine, mesajlara veya rehbere ulaşması gerekli mi?
  • Eposta ile gelenlere dikkat edin: Dediğim gibi, elinizdeki bir bilgisayar ve eposta yoluyla virüs geliyor
  • Şifreleme yazılımı kullanın: Telefondaki bilgileri şifreleyen yazılımları kullanabilirsiniz.
  • İletişimi şifreleyin: Dikkatli olun, bu tehlikeli olabilir. Görüşmelerinizi ek bir şifreleme katmanından geçirmeniz gerekiyorsa unun için kullanacağınız uygulamanın güvenilir olması çok önemlidir.
  • Eski usullere dönün: Öyle ya, bir arkadaşınızla özel bir konu konuşacaksanız bunu yüz yüze yapın. Bahaneyle görüşüp bir de kahve içersiniz.








Friday, January 11, 2013

Yeni nesil saldırılar


Siber saldırı vektörleri değişti. Her gün bir yenisi açıklanan yazılım açıklarının ötesinde saldırganlar birden fazla saldırı yöntemini birlikte kullanmaya başladılar. Son zamanların çok ses getiren saldırılarından birisi olan RSA saldırısı buna güzel bir örnek oluşturmaktadır. İnsan Kaynakları Bölümüne gönderilen “2011 işe alım planı.xls” dosyası Adobe Acrobat açığını kullanan bir zararlı kod içeriyordu.

"Anne ben vardım" diye komuta merkezini arayan malware (temsili)

Dikkatinizi çektiğinden eminim, saldırganlar genel konulu bir epostayı şirket geneline göndermediler, sadece İnsan Kaynakları Bölümü çalışanlarına ve kendi işleriyle ilgili “işe alım” bir eposta gönderdiler.
Buna benzer bir phishing saldırısı ile başlayabileceği gibi kurban bir internet sitesini ziyaret ettiğinde yüklenen bir yazılımla da başlayabilir. Bu yöntemlerin detayına girmeden saldırının bundan sonraki adımlarına göz atacağız. 
Saldırıların etapları hakkında bilgi edinmenin bu saldırıları sistem ve ağ seviyesinde yakalayabilmek için gerekli olduğunu düşünüyorum.

İkinci adım: sistemi ele geçirmek
Sistemin ele geçirilmesi çoğumuzun gözünde canlandığı gibi tek bir zararlı yazılımın indirilmesi ve kurulması ile gerçekleşmeyebilir. “Keylogger”, “file grabber”, “backdoor”, “trojan” ve türevi birkaç yazılım sisteme yüklenir. Bu sayede saldırgan sistem üzerinde tam olarak kontrol sahibi olur.

Üçüncü adım: “Anne ben vardım”
Sisteme yerleşen zararlı “anne, ben vardım” olarak da özetleyebileceğimiz şekilde komuta merkezi ile iletişim kurar. İletişim sistemden dışarıya doğru yapıldığı için çoğu şirketin güvenlik sistemlerinin dikkatini çekmeyecektir. Zararlılar komuta merkezi ile haberleşmeden günlerce veya haftalarca sessiz kalabilir ve kendilerini gizleyebilirler.

Dördüncü adım: “Buradan istediğiniz bir şey var mı?”
Annesini vardım diye arayan bir zararlının “buradan bir şey istiyor musun?” diye sormaması düşünülemez (fantastik bir benzetme oldu). Ne tür dosyaları dışarı göndereceğine karar vermek için zararlı yazılım komuta merkezinden bilgi bekleyebileceği gibi önceden tanımlı kurallara göre de hareket edebilir. Buna en güzel örneklerden birisi “Pixsteal” olarak bilinen ve bulaştığı sistemde ilk bulduğu 20.000 adet .jpeg veya .jpg uzantılı dosyayı bir FTP sunucuya yükleyen zararlıdır.

Beşinci adım: “Anne bak bu gelinin”
Bir sisteme bulaştıktan sonra zararlı ağ üzerinden yayılabildiği kadar yayılma eğilimindedir. Bu sayede saldırgan tek bir sistemin kaynaklarına ve içeriğine erişmekle kalmaz, ağ üzerinde sömürebildiği veya ele geçirebildiği her şeye ulaşmış olur. (Fantastik benzetmelerin sonuncusu olarak yeni bulaştığı sistemleri “gelin” olarak “annesiyle” tanıştırması aklıma geldi, bu saatte bu kadar, özür dilerim.)

RSA saldırısına dönecek olursak; bu beş adım aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir.
İlk adım: İnsan Kaynakları Bölümüne yapılan phishing saldırısı ile zararlının sisteme yüklenmesi
İkinci adım: Saldırgan açılan arka kapıdan sisteme erişiyor.
Üçüncü adım: Saldırgan önce sistem içerisinde yetkilerini yükseltiyor. Daha sonra ağ üzerinden aradığı sisteme ulaşana kadar yayılıyor.
Dördüncü adım: Saldırının gerçek hedefi olan sistemden istenilen veriler toplanıyor ve dışarıya gönderilmek için hazırlanıyor.
Beşinci adım: Veriler şifreli olarak FTP ile dışarıdaki bir sunucuya yükleniyor.
 Saldırının sonucunda oluşan kayıplar 66 milyon A.B.D. doları olarak tahmin ediliyor.

“Güvenlik cihazlarına o kadar para yatırdık, onlar ne işe yarar?”
Bu sorunun basit bir cevabı ne yazık ki yok. Şu ana kadar bütün saldırılara karşı etkili olacak bir savunma sistemi üretilmedi. Bu tür saldırıların hangi sistemi nasıl atlattıklarına kısaca bakarsak;

Firewall (güvenlik duvarı): İletişimin nereden gelip nereye gittiğine baktığı için iletişim içerisindeki zararlı kodları tespit etmesi zaten mümkün değildir.

IPS (Intrusion Prevention System – Sızma Engelleme Sistemi): İmza tabanlı çalışan sistemlerin “sıfır gün açığı” olarak adlandırılan yeni keşfedilmiş saldırıları tespit etmesi mümkün değildir. Bunun yanısıra IPS atlatılabilir bir sistemdir.

Anti-virüs: Anti-virüs yazılımları zafiyet taraması yapmadığı için bu konuda zaten pek faydaları olmaz. Ayrıca zararlı kodlar virüslerden farklı bir tür olduğundan çoğu anti-virüs yazılımının imza veri tabanında bulunmazlar veya tespit edilmeleri zordur.

Anti-spam: Bu noktada Anti-spam çözümlerinin sizi sadece can sıkıcı reklamlardan korumakla kalmaz phishing saldırılarını da tespit ederler ve bu nedenle önemlidirler. Yeni açılmış veya bu işe özel açılmış bir phishing sitesi itibar tabanlı (reputation based) anti-spam çözümleri tarafından tespit edilemeyeceği için ve epostanın da amatörce hazırlanmamış olması halinde büyük ihtimalle phishing epostası kurbana ulaşacaktır.
URL filtreleme çözümleri: Bu çözümlerin asıl kullanım amaçlarının pornografik içerik veya oyun sitelerini yasaklamak olduğu düşünülürse saldırganların zararlı kod yaymak için kurdukları bir siteyi çoğu zaman engelleyemeyecekleri ortadadır.

-          “O zaman?” 
-          “Aklımızı kullanacağız!”

Öncelikle kullanıcıların eğitimine önem verilmelidir. RSA örneğinde phishing epostasının bir kullanıcı tarafından “istenmeyen eposta” (junk mail) klasöründen çıkartılarak ekinin açıldığı bilinmektedir. Eğitim bu tür bir hatanın yapılmasını önleyecektir.

Aklımızı kullanma kısmında ise yazılımları güncel tutmanın yanında gelen ve giden trafiğin denetlendiği cihaz üzerinde (örneğin Firewall) ihtiyaç duyulmayan bütün trafiklerin kapatılması şarttır.

Son olarak şirketten çıkan internet trafiğinin periyodik olarak incelenmesi komuta merkeziyle haberleşen zararlının tespit edilmesini sağlayacaktır. Örnek olarak bilinmeyen bir şifreleme kullanan HTTPS trafiği veya Almanya’ya doğru yapılan FTP trafiği verilebilir...

Tuesday, April 3, 2012

Truva Meselesi

Truva atı (Trojan Horse veya Trojan) hikayesi beni hep etkilemiştir. “Yakalım bunu” önerisinde bulunan kişinin sözünün dinlenmemesi ve atın tanrılardan gelen bir hediye olarak şehre alınması. Güvenlik işinin ibretlik lafontaine öykülerinden birisi aslında, ders almamız gereken. Günümüzde Truva Atları tahtadan yapılıp kapımızın önüne bırakılmıyor ne yazık ki, sessizce posta kutunuza sızıyor veya USB belleğinize yerleşiyor.

Meşhur Truva Atı (Şekil 1-A)

Ne yapar bu beygirler?
Kötü niyetli bir insan olarak bilgisayarınıza trojan yerleştirmemin birkaç nedeni olabilir tabii ama en yaygın kullanım alanları aşağıdakiler gibi gözükmektedir;
•DDoS saldırısının parçası olarak bilgisayarınız işlemci ve bağlantı kaynaklarını kullanmak
•Bir bankaysanız sizden para çalmak
•Sizden bilgi çalmak
•Bilgisayarınıza başka bir amaca hizmet edecek bir yazılım yüklemek
•Dosya yüklemek veya bilgisayarınıza dosya indirmek
•Dosyalarınızı silmek / değiştirmek
•Yazdıklarınızı takip etmek (Keylogger)
•Ekranınızı seyretmek
•Bilgisayarınızı bozmak
•Şu anda aklıma gelmeyen ama canımın çektiği herhangi bir şey.

Trojan’ları asıl tehlikeli yapan büyük ihtimalle çok çeşitli platformlarda varlık gösterebilmeleridir. Hatta akıllı cep telefonlarına uygulama indirmek için kullandığımız “uygulama marketlerin” birer trojan yuvasına döndüğünü gösteren araştırma sonuçları yayınlanmıştır. Konu cep telefonu veya bilgisayar olsun, sizden habersiz açılan bir oturum ve sizin izniniz olmadan paylaşılan bilgiler söz konusudur.

Trojan’ları bu kadar tehlikeli yapan bir diğer unsur ise bireysel bilgisayar kullanıcılarının hedef alınmasıdır. Sunucularınızı ve firewall’larınızı güçlendirebilirsiniz ancak son kullanıcılarda bazı güvenlik reflekslerini oluşturmak zaman alacaktır. Güvenliğe ilişkin bazı reflekslerin oturması ise imkansız gibi görünmektedir. “FWD: kedi resimler… çok Şekerler!!!” konulu bir maili açmamak gerektiğini anlatabilirsiniz belki ama birkaç hafta sonra gelecek “Prada yaz indirimi başladı” konulu mailin de tehlikeli olduğunu ayrıca belirtmenizde fayda olacaktır. Erkek kullanıcılarda durum daha da vahimdir, uyarmadı demeyin.

Danseden tavşanlar sorunu

Gary McGraw ve Edward Felten tarafından yapılan bir yorum “Bilgisayar kullanıcısından danseden bir tavşan ve güvenlik arasında şeçim yapmasını isterseniz, kullanıcı her seferinde danseden tavşanı seçecektir”.

Burada kastedilen temel sorun bilgisayar kullanıcılarının özellik/uygulama ve güvenlik arasında tercih yapmak zorunda kaldıkları her durumda güvenliği ikinci plana atmalarıdır. Oyun oynarken çıkacak bir güvenlik güncellemesi için izin talebi büyük ihtimalle hayır veya “daha sonra hatırlat” cevabını alacaktır.

Danseden tavşanlar: Temsili (Şekil 2-A)

Bilgisayar kullanıcılarının bu ortak özelliği nedeniyle herhangi bir sistem veya ağ tasarımı yapılırken kullanıcının karar verme yetkisinin asgari düzeyde tutulmalıdır. Örneğin sistem güvenlik güncellemelerini kullanıcı onayına gerek duymadan yapmalıdır

Nereden başlamalı?

Başlıca çözümü sisteminizde bulunan kullanıcıların eğitilmesidir. En azından tanımadıkları adreslerden gelen mailleri açmamaları gerektiğini vurgulamanız gerekecek. Bunun yanı sıra USB belleklerin veya akıllı telefonların da tehdit oluşturduğunun anlaşılmasını sağlamak gerekecek.
Kullanıcı kaynaklı sorunlar dışında iş spam ve port/log kontrollerini yaparak anormalliklerin oluşmasını önlemeye kalıyor. Anti-spam yazılımları ve donanımları tehlikeli maili açıp açmama kararını bilgisayar kullanıcısına bırakmama konusunda önemli bir yardımcımız. Anti-spam çözümlerinin belli bir “öğrenme” dönemi olduğunu ve kullanılmaya başlandığı günü tam verim alınamayacağını hatırlamakta fayda var. Server tarafında olduğu gibi kullanıcı bilgisayarlarının loglarını ve açık portlarını düzenli olarak takip etmekte fayda olabilir.
Birisi “FW: Dans eden tavshanlar, muHte$em!!!! :) LOL” konulu o maili açmış olabilir.

MITRE ATT&CK Gerçek Hayatta Ne İşimize Yarar?

  Rusya kaynaklı siber saldırılar webinarı sırasında üzerinde durduğum önemli bir çalışma vardı. MITRE ATT&CK matrisini ele alıp hangi...