Thursday, September 26, 2019

Deprem ve Felaketlerde İletişim Kurmak



Burada teknolojik olarak deprem veya herhangi bir doğal afet sonrası işimize yarayabilecek bazı şeyler paylaşacağım. Deprem çantası hazırlamak, ev ve iş yerlerinizi daha güvenli hale getirmek, iş sürekliliği planları ve kriz yönetimi gibi konulara girmeyeceğim

Olası bir felakette temelde 4 senaryo öngörebiliriz;
  1. Telefon ve internet yok
  2. Telefon var, internet yok
  3. Telefon yok, internet var
  4.  Telefon ve internet var
Telefon ve internet hizmetleri çalışıyorsa zaten yazının devamındaki ipuçlarına ihtiyacınız olmayacak. 

Telefon ve internet yoksa
  • Telefon ve internet hizmetlerinin sadece mobil şebekelerde mi kesik olduğunu, sabit hatların da hizmet dışı kaldığını kontrol edin
  • Telsiz iletişim kurmak için tek seçenek olabilir. Amatör telsizci belgesi alıp evde/iş yerinde bir telsiz bulundurmak bu konuda yapılabilecek en doğru şey gibi duruyor. Bunun maliyeti veya teknik açıdan yapılabilirliğini değerlendirmek elbette size kalmış.
  • Uydu telefonları kullanım açısından daha kolay olabilir. Ancak telsizin aksine yapılan diğer yayınları dinleme şansınız olmayacak. Şehrin tamamını etkileyen bir kesinti olması halinde başka şehirlerdeki tanıdıklar veya aynı şehirdeki diğer uydu telefonlarıyla iletişim kurabilirsiniz. 
  • Radyo! Tercihen pilli ve güneş enerjisiyle veya elle şarj edilebilen küçük radyoları arabada, evde ve iş yerinde bulundurmak en azından haber almanıza imkân verecektir.  
Telefon var ama internet yok
  • Mobil cihazının er ya da geç enerjiye ihtiyacı olacağını unutmayın. Bu nedenle güneş enerjisi kullanılarak şarj edilebilen powerbankleri arabada, evde ve iş yerinde bulundurun. Düzenli aralıklarla doluluk oranlarını ve çalışıp çalışmadıklarını MUTLAKA kontrol edin.
  • Mobil cihazınızın bataryasının bitebileceğini düşünerek önemli numaraları önceden bir kağıda yazarak cüzdanınıza koyun.
  • Mobil cihazınızın ayarlarını en az batarya kullanacak şekilde değiştirin (Örn: veri ve Wifi bağlantılarını kapatın, ekran ışığını azaltın)
  • Size hala sabit hattan ulaşan yaşlı veya uzak akrabalarınız varsa ve evden çıkmanız gerekiyorsa ev telefonunuzu mobil telefonunuza yönlendirin.
  • Firechat gibi uygulamalar mobil cihazların kablosuz bağlantı özelliklerini kullanarak iletişim kurmanıza imkan verebilir. Bu durumda ancak belli bir alan içerisindeki (5 – 50 metre arası) kişilerle iletişim kurabilmeniz mümkün olacaktır. ANCAK, bu uygulamayı yeterince çok sayıda kişi kurarsa her telefon bir baz istasyonu gibi çağrıları yönlendirebilmektedir. Şehirde yaşayan herkesin bu uygulamayı kurması halinde iletişim kurulması mümkün olur. Belediyelerin bu konuda bir uygulama geliştirmeleri gerekiyor.
  • Felaket durumunda sizin gibi birçok kişinin yakınlarından haber almaya çalışacağını unutmayın. Bu nedenle bütün tanıdıklarınızı tek seferde aramak yerine önceden belirleyeceğiniz 1-2 kişinin sağlık durumunu öğrenip kapatmanız herkesin kısıtlı olabilecek telefon altyapısından faydalanmasına imkân verecektir. 
Telefon yok, internet var
  • İnternet üzerinden sesli görüşme yapmanıza imkân veren pek çok uygulamadan birini kullanabilirsiniz. 
  • Kısa mesaj servisi (SMS) hala çalışıyor olabilir, Whatsapp veya iMessage ile ulaşamadığınız kişilere SMS göndermeyi de deneyebilirsiniz.
  • İnternet bağlantısı sınırlı olabileceğinden sesli/görüntülü görüşme yapmak mümkün olmayabilir, ısrarcı davranmayın.
  • Kullandığınız mesajlaşma uygulamasına bağlı olarak, mesajlarınız her zaman alışık olduğunuz hızda iletilmeyebilir, hemen en kötüsünü aklınıza getirmeyin.
  • Sosyal medya kullanmamaya çalışın. Elbette neler olup bittiğini öğrenmek için bazı uygulamaları kullanacaksınız ancak kriz anında dolaşmaya başlayan asılsız haberlere dikkat edin. Hatırlarsanız dün yaşanan deprem sonrası köprü halatlarının koptuğu bilgisi yayılmaya başladı, zaten sor durumda olacaksınız ekstra moral bozukluğu ihtiyacınız olan son şey.
Telefon ve internet var
  • Önceden belirlediğiniz sırada sizin için önemli olan kişileri arayıp telefon şebekesini gereğinden uzun meşgul etmemeye çalışın. Afet öncesi bir aile ve şirket içi iletişim sırası belirlemek bu noktada işinizi çok kolaylaştırır.
  • Önceden belirlediğiniz ve güvenilir haber kaynağı olabilecek sosyal medya hesaplarını ve haber sitelerini ziyaret ettikten sonra internet kullanımınızı sınırlı tutmaya çalışın

Başlıkların pek çoğundan ÖNCEDEN kelimesinin geçtiğini görecesiniz. Her krizde olduğu gibi hazırlıklı olmak bu konuda da çok önemli. Deprem çantanızı ve olay sırası ve sonrası hareket şeklinizi önceden değerlendirin. 
Bu değerlendirmeleri senaryo bazlı yapmakta fayda var.  Örneğin “çocukları okuldan kim alacak?” sorusunu sorun. İkiniz de çocukları almaya gitmekle zaman kaybetmektense bunu tek bir ebeveynin görevi olarak belirleyin. Olay sonrası sorumlu kişinin iyi ve gidebilecek durumda olduğunu teyit ettikten siz önemli bir diğer (eve gidip evi kontrol etmek gibi) işi üstlenebilirsiniz.

Benzer bir çalışmayı şirkette de yapmanız iş sürekliliği ve felaketin etkilerini en aza indirgemek için de faydalı olacaktır.


Wednesday, September 25, 2019

İstihbarat Masası: 16-22 Eylül 2019



Tedarik zincirinden kaynaklı risklere dikkat
Trendmicro 2 farklı çok uluslu otel zincirinin mobil uygulamalarına zararlı kodlar eklendiği tespit etmiş. Rezervasyon ve ödeme işlemleri için de kullanılan mobil uygulamaların içerisinde yer alan zararlı kodun öncelikli hedefinin kredi kartı numaralarını çalmak olduğu belirlendi. 2 farklı otel grubu için bu uygulamaları geliştiren İspanyol yazılım şirketinin yaşadığı bir güvenlik ihlalinin bu olaya neden olmuş olması muhtemel. Ülkemizde de belirli konularda son derece başarılı uygulamalar geliştiren pek çok yazılım şirketi var. Web sayfası, mobil uygulama veya web uygulaması olabilir kuruluşunuza özel bir yazılım veya herhangi bir yazılım geliştirilmişse yazılım firmasından 2 rapor talep etmenizde fayda var; 
  •  Kaynak kod analizi raporu 
  • Sızma testi raporu
Kuruluşunuzu doğrudan hedef almasa bile tedarikçilerinizde yaşanması muhtemel bir siber saldırının sizi veya bu olayda olduğu gibi, sizin müşterilerinizi etkileme ihtimali oldukça yüksektir. 

Parola Yöneticilerinin Sorunu
Parola yöneticilerinin hayatımızı kolaylaştırdığı doğrudur. Popüler parola yöneticilerinden LastPass’te tespit edilen bir açık uygulamanın daha önce ziyaret edilen sitelere girilen parolaların görüntülenebilmesine imkan veriyormuş. Google araştırmacıları tarafından bulunan bu zafiyet LastPass 4.33.0 sürümünde giderildi. 

Tespit Edilmemek için YouTube ve Facebook’u kullanan zararlı yazılım
Zararlı yazılımla mücadele konusunda antivirüslerin tek başına yeterli olmadığını biliyoruz. Bu nedenle pek çok kuruluş ağ ve sistemlerin davranışlarını rafik analizi, sistem incelemesi ve log toplama gibi yöntemlerle izlemektedir. Bunu bilen siber suçlular da tespit edilmelerini zorlaştırmak için farklı yöntemler kullanmaya başladı. Cofense tarafından yapılan bir incelemede tespit edilmemek için Facebook ve YouTube’dan faydalanan bir zararlı yazılım tespit edilmiş. Zararlı yazılımın komuta sunucusuyla iletişim kurmasını sağlayacak konfigürasyon bilgilerinin aşağıdaki resimde görüldüğü gibi bir YouTube profilinin içerisine gizlenmiş. 



Kuruluşunuz bünyesinde sosyal medya kullanımına izin veriyorsanız bu ve bu platformlar kullanılarak veri sızdırılması senaryolarını düşünerek bazı tedbirler almanızda fayda var. 

NAS’lara Dikkat
Ülkemizde de yaygın olarak kullanılan Synology ve Qnap NAS (Network Attached Storage – Ağa bağlı yedekleme) birimlerinin de aralarında bulunduğu ürünlerde toplam 125 zafiyet tespit edildi. Bu iki NAS markasından birisini kullanıyorsanız güncelleme için tedarikçinizle acil olarak görüşmenizde fayda var. 

Sanal Makinelerden Kaçanlar var
AMD tarafından üretilen bazı grafik kartlarda tespit edilen güvenlik zafiyeti bu kartların kullanıldığı sistemlerde bir sanallaştırma ortamı ve sanal makine çalışıyorsa bunların içerisinden ana makineye ulaşmaya imkan veriyormuş. Cisco’nun Talos araştırma grubunun tespit ettiği bu zafiyetin istismar girişimlerini tespit etmeye yönelik birkaç IPS kuralı da hazırlandı. Grafik kartlarınız AMD olmasa bile sanallaştırma platformundan ana makineye veya sanal makineler arasında geçişleri tespit edebilecek bir mimarinin hızlıca oluşturulması iyi olacaktır. 

DDoS Saldırılarının Boyutları Artıyor
Akamai bugüne kadar gördükleri 4. En büyük DDoS saldırısına şahit olduklarını açıkladı. 35 Gbps boyuta kadar ulaşan saldırı WS-Dicovery protokolünü kullanmış. SSDP ve UPnP’ye benzer şekilde başka sistemleri keşfetmek için kullanılan WS-Discovery protokolü TCP ve UDP üzerinden port 3702’de çalışır.
Son haftalarda kuruluş ağına doğru gelen WS-Discovery taleplerinde bir artış olup olmadığına bakmak ve kuruluşumuzdan çıkan WS-Discovery trafiğini engellemek lazım. Diğer UDP protokollerinde olduğu gibi WS-Discovery kullanılarak yapılan DDoS saldırıları yansıtılabilmektedir. “Amplification” olarak da bilinen bu teknik sayesinde saldırganlar kullandıkları bant genişliğini artırabilmektedir. DNS gibi herhangi bir sorguya gönderdiği yanıt paketi gelen sorgu paketinden büyük olan UDP protokollerin neredeyse tamamı bu şekilde istismar edilebilmektedir. Kuruluşumuzun sistemlerinin kullanılarak başka hedeflere saldırılmasını engellemek için kuruluşumuzdan çıkan UDP protokolleri konusunda dikkatli olmak gerekiyor. 

Bu hafta güncellenecekler
Önemli güvenlik zafiyetleri tespit edilen ve güncelle yayınlayan üreticiler aşağıdadır. Bu üreticilere ait ürünleri kullanıyorsanız MUTLAKA güncelleyin. 
  •  QNAP
  • Synology
  • Aruba
  • Atlassian Jira
  • Ubuntu Linux
  • Wireshark
  • Microsoft Explorer

Tuesday, September 3, 2019

İstihbarat Masası: 26 Ağustos 2019





Bu başlık altında bir önceki haftanın olaylarına ilişkin aldığım notların özetlerini paylaşıyorum. Bunlar; bize gelen olay müdahale taleplerinden, güncel haberlerden çıkartılabilecek sonuçlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. 

iPhone kullanıcıları hedefte

iOS 10 ile 12 arasında çeşitli iOS sürümlerinde toplam 14 ve Safari web tarayıcısında 5 zafiyeti istismar eden bir saldırının iPhone kullanıcılarını hedef aldığı ortaya çıktı. Saldırıda kullanılan sıfır gün açıkları bu operasyonun arkasında bir devlet olduğunu düşündürüyor.

Bu durumda, özellikle kuruluşunuzun kilit personeli ve yöneticilerinin kullandığı iPhone’ların acilen ayrıntılı bir incelemeden geçirilmesinde fayda var.

A.B.D. siber ordusundan harekât

Haziran ayında, İran Devrim Muhafızları tarafından kullanılan bir veritabanını hedef alan A.B.D. siber kuvvetleri, Basra Körfezinden geçen tankerleri hedef almalarını geçici süreyle engelledi. Saldırının veritabanı dışında, askeri iletişim ağını da olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Bundan 5 – 10 yıl önce bombalayarak elde edilebilecek bir sonuç bu.

Kuruluşunuzda kritik bir veritabanı varsa, hiçbir zaman düşündüğünüz kadar güvende olamayacağınızın yeni bir kanıtı.

Kriptopara madenciliğinde ARM’dan Intel’e

Daha önce ARM işlemcili sistemleri hedef alıp kriptopara madenciliği yapan bir zararlı yazılımın yeni sürümü 32 ve 64 bit Intel işlemcileri hedef almaya başlamış. Zararlı yazılımın SSH (port 22) üzerinden yayıldığı tespit edilmiş.

Sadece bu zararlı yazılım özelinde değil, genel olarak SSH, RDP veya SMB türü iletişim protokollerinin dışarıya doğrudan açılmaması bu tür salgınlardan daha az etkilenmenizi sağlayacaktır.

Twitter’ın kurucusunun Twitter hesabını “hacklediler”

Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey’in Twitter hesabı ele geçirilip ırkçı tweetler atmakta kullanıldı. İlk inceleme sonuçlarına göre olayın Twitter altyapısındaki bir güvenlik açığından kaynaklanmadığı belirlenmiş. Jack Dorsey’in cep telefonu hattını sağlayan şirketin bir açığından faydalanan saldırganların yetkileri olmadığı halde SMS ile tweet atabildikleri söyleniyor. Türkiye’den de, örneğin Turkcell için 2555 kısa kodunu kullanarak tweet atabilir, birilerini takibe alabilir ve hatta DM’den yürüyebilirsiniz. Bu durumda olaya konu Twitter hesabının ele geçirildiğini söylemek doğru olmasa bile ciddi bir güvenlik ihlali yaşandığı görünüyor.

Foxit PDF dönüştürücüye dikkat

Dünya genelinde 500 milyondan fazla kullanıcısı olduğunu söyleyen Foxit PDF okuyucu uygulamasına ait kullanıcı bilgilerinin çalındığı açıklandı. Firma tarafından yapılan bilgilendirmede kullanıcı adı ve parola gibi hassas bilgilerin de çalındığı belirtiliyor. Kullandığınız bir uygulamaysa parolanızı acilen değiştirmenizde fayda var.

DDS Safe Fidye Yazılım kurbanı

Adını duymamış olabilirsiniz ancak DDS Safe, özellikle fidye yazılıma karşı “3 kademeli güvenli” yedekleme çözümleri sunan bir firmadır. 26 Ağustos günü firma fidye yazılım kurbanı olduğunu açıkladı.

Sağda solda kendinden emin “biz o işi bitirdik” veya “fidye yazılım için n+3+12,4-7 akıllı zeka öğrenme destekli çözümlerimiz var” diyenler aklıma geldi de, ister istemez bir gülme tuttu.

Güvenlik çözümlerini kullanmak zorundayız elbette ama bunların ancak doğru bir mimari çerçevesinde ve güvenli biçimde kurgulanırsa etkili olduğunu unutmamalıyız.

Güncellenecek ürünler

  • Avast: Antivirüs
  • Apache: Tomcat
  • Apple: iOS, Mac OS ve Apple Watch dahil olmak üzere çok sayıda zafiyete ilişkin güncelleme yayımlandı. Bunların, özellikle hedefli saldırılarda, kullanıldığını gördüğümüz için acil olarak güncellenmeli.
  • Foxit: PhantomPDF
  • McAfee: DLP çözümü
  • Microfocus (eski adıyla ARCSIGHT): ArcSight Logger modülü
  • Mozilla: Firefox
  • Palo Alto: PanOS 7 veya 8 kullanıyorsanız üreticinin güncellemelerini geçin

Tuesday, August 27, 2019

İstihbarat Servisi: 19 Ağustos 2019 haftası




Bu başlık altında bir önceki haftanın olaylarına ilişkin aldığım notların özetlerini paylaşıyorum. Bunlar bize gelen olay müdahale taleplerinden güncel haberlerden çıkartılabilecek sonuçlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. 

Notlar

RDP, kanayan yaramız
Geçtiğimiz hafta RDP (Remote Desktop Protocol – Uzak Masaüstü Bağlantısı) açıklarına yenileri eklendi. Siber saldırganların bu açıklardan faydalanmalarını sağlayan istismar araçları 30 -50 A.B.D. Doları arasında satılıyor. Bunun yanında çeşitli fidye yazılımlarının da bu açıkları istismar ederek sisteme bulaştığı görüldü. RDPler için bir güncelleme olup olmadığını kontrol edip, güncelleme olmasa bile gereksiz RDP bağlantılarının kapatılması. (SIEM’e RDP iznine sahip kullanıcılara yenisi eklenirse uyar kuralının girilmesi bonus olur)

Finans sektörü dikkat
Silence APT grubunun Türkiye dahil birçok ülkedeki finans sektörü kuruluşlarını hedef aldığı ortaya çıktı. Grup 2016 yılından beri aktif olduğu için bu konuda ciddi bir çalışma yapmakta fayda var. Group-IB tarafından hazırlanan özet rapora https://www.group-ib.com/resources/threat-research/silence_2.0.going_global.pdf adresinden ulaşabilirsiniz. Sparta Bilişim olarak Group-IB ile işbirliği yapıyoruz, konuyla ilgili birinci ağızdan bilgiye ihtiyaç duyarsanız bana ulaşabilirsiniz. 

İngiltere’den Python2 uyarısı
Birleşik Krallık Ulusal Siber Güvenlik Merkezi 1 Ocak 2020’de desteği bitecek olan Python2’nin geliştiriciler tarafından kullanılmaması gerektiği konusunda bir uyarı yayımladı. Geliştirme ortamında, bileşenlerinde veya yazılım dilinde çıkacak açıkların çoğu zaman bitmiş yazılımı da etkilediğini görüyoruz. Bu nedenle, her ne kadar Python3’e bir türlü ısınamamış olsak da, Python2’yle vedalaşma vakti geldi sanki… Bu arada Ruby’nin bazı kütüphanelerinde arka kapılar tespit edilmiş, Ruby kullanıyorsanız https://github.com/rubygems/rubygems.org/issues/2097 adresine göz atmanızda fayda var. 

1 maille paranızı çalıyorlar 
Business E-mail Compromise saldırılarının 2-3 kişinin çalıştığı firmaları bile hedef aldığını ilk elden gördük. Bu konuda kuruluş genelinde farkındalığın acilen artırılması şart. Bu yazıdaki ipuçlarının faydası olacaktır: https://sibersavascephesi.com/is-dunyasinin-salgini-business-e-mail-comprimise-ve-korunmak-icin-6-basit-yontem/ 

Steam’de oyun oynuyorsanız
Yayımlanan bir güvenlik açığı 96 milyon kullanıcının bilgilerinin ifşasına neden olmuş olabilir. Parolanızı değiştirmekte, kredi kartı numaranız kayıtlıysa iptal etmenizde fayda var. 

Kriptoparalara dikkat
Bu hafta kriptoparasını çaldıranlardan pek çok başvuru geldi. Kriptopara cüzdanlarınızın ve bilgisayarınızın genel güvenlik durumunu gözden geçirmekte fayda var. 

Özetler
  • Romanya, güvenlik gerekçesiyle Huawei ürünlerini 5G altyapısında kullanmayacağını açıkladı. Çok dikkatli yaklaşılması gereken ürünler listemizde tutmakta fayda var. 
  • Avaya telefonlarda 2009 yılında çıkan bir güvenlik açığının hala istismar edilebilir olduğu ortaya çıktı. Güncellemek yetmiyor, güncelleme sonrasında teyit şart. 
  • Canon DSLR kameralarına kablosuz ağ üzerinden fidye yazılım bulaştırılabildiği ortaya çıktı. Yazılım varsa fidye yazılım olabilir bakış açısıyla ağımıza bağlı her şeyi gözden geçirmekte lazım (güvenlik kamerası, kapı geçiş turnikesi, endüstriyel kontrol sistemleri, vb…)
  • Imperva’nın bulut tabanlı WAF’ı Incapsula’nın kullanıcı bilgileri çalınmış. Kullanıyorsanız arkadaşlarla bir görüşün derim. 
  • CamScanner uygulaması telefonunuzda varsa kaldırın. Çin malı telefonlarda önyüklü olarak geliyor (Çin’de üretilen “yerli” telefonlarda da görülebilir), ciddi bir tehdit. 
Güncellenecek ürünler 

Tuesday, July 23, 2019

SSL Sertifikaları: Dubai İstihbaratından Nasıl Kurtuldum?



Birkaç yıl önce Sırbistan’da düzenlenen Balkan Bilgisayar Kongresine konuşmacı olarak gitmiştim. Yurt dışında yaptığım konuşmalarda 2 konuya özen gösteriyorum; lokum ve yerel espriler. Tel Aviv’den Paris’e bütün konuşmalarıma aynı şekilde başlıyorum: “I’m Turkish and these are Turkish delights” (ben Türk’üm, bunlar da Türk lokumu). 

Yerel espri konusunda ise “bu adam böyle bir espri olduğunu nereden biliyor?” diye düşünmelerine neden olabilecek kadar özel bir şey bulmaya çalışıyorum. Yer Sırbistan olunca Arnavutluk ile ilgili birkaç espri iyi olur gibi gelmişti. Aşağıdaki görsel de en çok güldükleri slaytta yer alıyordu. 


“Merhaba, ben Arnavut bir virüsüm ama ülkemdeki teknolojinin geri kalmış olması sebebiyle bilgisayarınıza zarar veremiyorum. Rica etsem sizin için önemli olan dosyalarınızı silip beni başka bir kullanıcıya iletebilir misiniz?”. 

O zamanlar virüsün kendi yapması gereken bir şeyi sizden istemesi komikti. Kazakistan’da benzer bir konu fıkra olmanın ötesine geçmiş. 17 Temmuz 2019 tarihinden itibaren Kazakistan’da internete bağlananlar devletin yayımladığı bir mesajla karşılaştılar: “HTTPS trafiğinizi izleyebilmemiz için lütfen bu sertifikayı yükleyin”. Zaytung haberi gibi değil mi? Özetle, Kazakistan devleti vatandaşına “senin HTTPS trafiğini izlemek, maillerini okumak, DM’den kimlere yürüdüğünü görmek, bankacılık işlemlerine göz atmak istiyoruz” diyor. Bunun için özel olarak geliştirilmiş teknolojileri kullanmak yerine en basit ve ekonomik yolu seçmişler. Oluşturdukları bir sertifikayı kullanıcılar tarayıcılarına tanımlayacak, böylece de HTTPS trafiği diledikleri gibi görüntüleyebilecekler. 

HTTPS nedir?
İnternet siteleriyle bilgisayarımız arasındaki iletişimin güvenliğini sağlayan en önemli unsurlardan birisi SSL sertifikalarıdır. Bunlar; hem bağlandığımız sitenin kimliğini doğrular (“evet, burası gerçekten Facebook”) hem de aradaki iletişimin şifreli gerçekleşmesini sağlar. Normalde dünya çapında güvenilen sertifika otoriteleri tarafından oluşturulan sertifikalar zaten bilgisayarlarımız tarafından “güvenilir” kabul edilir. https://www.facebook.com adresine bağlandığınızda sayfanın sertifikası güvenilir bir sertifika otoritesi tarafından verildiyse herhangi bir sorun yaşamazsınız. Tanınmayan veya güvenilmeyen bir sertifika otoritesi tarafından verilen bir sertifika olması durumunda ise tarayıcınızda, daha önce rastlamış olabileceğiniz “bu sayfanın sertifikasına güvenilmemektedir. Devam etmek istediğinizden emin misiniz?” benzeri uyarıyı görürsünüz. 

SSL sertifikalarına güvenilir mi?
Bugün interneti, alışveriş veya e-posta gibi işlemler için “güvenle” kullanabiliyorsak bu SSL sertifikaları sayesindedir. SSL özünde güvenilir bir yapıdır ancak yapının güvenilirliğinin büyük ölçüde sizin “güvenilir” kabul ettiğiniz sertifika otoritelerine bağlı.
Aşağıdaki örneği ele alalım. Vatandaşımız bir işlem için e-devlet kapısına gidiyor (www.turkiye.gov.tr), sayfanın kimliğini teyit eden ve aramızdaki iletişimin şifreli yapılmasını sağlayan bir SSL sertifikası var. Adres çubuğundaki kilit işaretine tıkladığımızda bu sertifikaya ilişkin ayrıntıları görebiliyoruz. 

Bir siber suçlu olarak vatandaşın e-devlet işlemlerini izlemeye çalıştığımı düşünelim. Bunun için kullanıcı ile e-devlet arasındaki internet bağlantısını kendime yönlendiriyorum. Bu durumda SSL sertifikası olan sayfalarda aşağıda görülen uyarıyı alacağım.


Uyarının çıkmasının nedeni aradaki sistemin SSL bağlantısının bütünlüğünü bozması. Kısaca saldırganın “burası e-devlet” demesinin, sistem açısından bir geçerliliği yok. Bilgisayarlarımız sadece “güvenilir” sertifika otoritesi olarak tanımlanan kaynakların ürettiği SSL sertifikalarını geçerli sayıyor. Aynı senaryoda vatandaş ile e-devlet arasına girmek için kullandığım yazılımı “güvenilir sertifika otoritesi” olarak tanımlarsam uyarının ortadan kalktığını görüyorum. Aşağıda görüldüğü gibi Firefox tarayıcısının “güvenilir” kabul ettiği sertifika otoritelerinin bir listesi var. Buraya bağlantıyı yakalamak için kullandığım yazılımı üreten firmayı ekliyorum. 


Sorun kalmıyor :)



Bu sayede ikisi arasındaki iletişimi sorunsuz bir şekilde görüntüleyebiliyorum. (Ufak bir not: Bu saldırı turkiye.gov.tr özelinde çalışmayacağı için örneği orayı kullanarak verdim. Güzel hareketi tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.)

Görüldüğü gibi güvenliğimiz SSL sertifikalarına, SSL sertifikalarının güvenliği de hangi sertifika otoritelerini güvenilir kabul ettiğimize bağlı. 

SSL sertifika otoriteleri güvenilir mi?
SSL sertifikalarını üreten şirketler genelde çok sıkı denetlenirler. Bu sayede de yapının belli ölçüde güvenilirliği devam edebilmektedir. Bugüne kadar sertifika üreticilerinin güvenilirliğinin sarsılmasına neden olan belli başlı olay türleri şunlar oldu: 
  • Sertifika otoritesinin hacklenmesi: 2011 yılında bazı sertifika otoritelerinin ağlarına sızan siber saldırganlar kendi amaçlarına hizmet edecek bazı sertifikalar ürettiler. Bu sayede Gmail gibi e-posta servisleri üzerinden gönderilen e-postaları okuyabildiler. 
  • Yanlış sertifika üretilmesi: 2013 yılında bir kamu kurumu (evet, Türkiye’de) “sehven” üretilen bir Google sertifikasını sistemlerine yükleyince olay uluslararası basında yer almıştı. Google için üretilen bir sertifika ile başta Gmail olmak üzere bütün Google hizmetleriyle yapılan bağlantıları görüntüleme imkanı sağlamıştı. 
  • Sertifika otoritesinin güvenilmez hale gelmesi: 2015 yılında Türkiye’den bir sertifika otoritesi güvenlik denetimlerine yeterli özeni göstermediği için Firefox tarafından güvenilir sertfika otoriteleri listesinden çıkartılmıştı. 
  • Sertifika otoritesinin çelişkili olması: 2019 yılında sertifika otoritesi olmak için başvuran Dark Matter Firefox ve Google (Chrome ve Android’de) güvenilmez olarak kabul ediliyor. Bunun nedeni Dark Matter şirketinin Birleşik Arap Emirlikleri adına siyasi amaçlı pek çok siber saldırıyı düzenleyen ve ülkenin istihbarat yapısının siber uzantısı olarak değerlendirilen grup olması. 
SSL güvenliği için yapılabilecekler
Kuruluş içerisinde veya kendi bilgisayarınızda hangi sertifika otoritelerinin güvenilir sayıldığını denetlemenizi öneririm. Böylece adını sanını duymadığımız veya kötü niyetle oluşturulmuş sertifikaların internet güvenliğinizi tehlikeye atmasının önüne geçebilirsiniz. 

Windows sistemlerde arama kutucuğuna certmgr.msc yazarak sertifika yönetimi uygulamasına ulaşabilirsiniz. 

Bu listede, özellikle Dark Matter’a ait aşağıdaki sertifikaları görürseniz mutlaka silin. Bunun dışında biraz mesai harcayarak hangilerini tutmak istediğinize de karar verebilirsiniz.
  • Dark Matter
  • UAE Global 
  • Quo Vadis


Windows sistemlerin düzgün çalışması için gerekli olan sertifika otoriteleri listesine https://support.microsoft.com/tr-tr/help/293781/trusted-root-certificates-that-are-required-by-windows-server-2008-r2 adresinden ulaşabilirsiniz. Bunların dışındakiler gidebilir. 
Örneğin aşağıdaki ekran görüntüsünde görünen Quo Vadis sertifika otoritesi aslında Dark Matter ve Dubai istihbaratının SSL ile şifreli trafiğinizi okumasını önlemek amacıyla derhal kaldırılmalı. 



Active Directory kullanıyorsanız bu işlemi ağ genelindeki sistemler için bu işlemi Group Policy Manager üzerinden gerçekleştirebilirsiniz. 

SSL sertifikalarının kullanımı konusunda bir miktar bilgi sahibi olmak buradan doğabilecek risklerin değerlendirilmesi ve yönetilmesi için gerekli gibi duruyor. 


Saturday, July 20, 2019

FaceApp kötü Instagram iyi mi?


Söz konusu kişisel verilerimiz olduğu zaman topumun büyük çoğunluğu ne yazık ki düşündüğümüz kadar hassas davranmıyor. Son moda uygulama FaceApp de bunun için güzel bir sınav oldu. Tanımadığımız bir Rus firmasına 150 milyondan fazla kişisel fotoğraf ve veri gönderildi. Kişisel olarak çok eğlenceli gelmedi. Yaşlanmış halimi görmeyi çok da merak etmiyorum sanırım. 




FaceApp ne yapıyor?

Yapay zeka kullanarak fotoğrafları değiştiriyor. Acun Ilıcalı’dan Ajda Pekkan’a (pardon, Ajda’nınki normal fotoğrafıymış), bir sürü ünlü ve ünsüzün yaşlı hallerini gördük. Uygulamayı kullananların büyük çoğunluğunun gizlilik ve kullanım şartlarını okumadığından eminim. Gelin buna bir bakalım. 


FaceApp hangi verilerinizi topluyor?

“Bize gönderdiğiniz bütün verileri” diye başlıyor gizlilik sözleşmesi. Yüklediğiniz veya telefonunuz üzerinden elde ettikleri bütün verileri hem kendileri kullanıyor hem de üçüncü taraflara veriyor.  FaceApp aynı zamanda tarayıcı kayıtlarınızı da topladığını belirtiyor, bu bilgiler içerisinde ziyaret edilen sayfalar ve tıklanan bağlantılar gibi bilgiler de FaceApp tarafından toplanıyormuş. 

FaceApp, toplandığı verileri (yüklediğiniz fotoğraflar, fotoğraflarla birlikte mevcut olan metadata verileri, tarayıcı kayıtlarınız ve kullandığınız cihaza ait veriler) üçüncü taraflara kiralayabileceğini veya satabileceğini de açıkça belirtmiş. Bu arada, uygulamayı kullanarak verilerinizin sahipliğini ve kullanım hakkını süresiz (bkz. Sonsuza kadar) FaceApp’e vermiş oluyorsunuz. Kısaca, bundan 3 veya 5 yıl sonra cinsel sorunlarla ilgili bir makalenin veya bir sohbet hattının yüzü olarak kendinizi görürseniz şaşırmayın. 

FaceApp’in başarısı pek çok benzerinin ortaya çıkmasına neden olmuş. Aslına bakarsanız FaceApp art niyetli bir uygulama değil. Kullanım sözleşmesinde açıkça yazdıkları dışında bir şey yapmıyor ve sadece yüklediğiniz fotoğrafın tüm telif ve kullanım haklarını sonsuza kadar alıyor. Benzer şeyler yapmayı vaad eden (sizi yaşlı, genç, uzun saçlı, sakallı, vb. gösteren) bazı uygulamaların bir kez fotoğraflarınıza erişim hakkı elde ettikten sonra bütün fotoğraflarınızı aldığını görüyoruz.
FaceApp’le ilgili gündeme gelen çekincelerin kaynağı tanınmayan bir Rus firmasında olmasından ileri geliyor olabilir. Bu da ister istemez iki yüzlülük yapıp yapmadığımız sorusunu gündeme getiriyor. 

Daha eski bir uygulama olan Instagram’ın kullanım politikalarına bakalım mı?
Instagram tarafından toplanan veriler: “Sağladığınız bilgiler ve içerikler. Bir hesap açmanız, içerik oluşturmanız veya paylaşmanız ve başkalarıyla mesajlaşmanız ya da iletişim kurmanız dahil olmak üzere, Ürünlerimizi kullanmanız sırasında sağladığınız içerikleri, mesajları ve diğer bilgileri toplamaktayız. Bir fotoğrafın çekildiği konum veya bir dosyanın oluşturulduğu tarih gibi, sağladığınız içerikteki veya içerik hakkındaki bilgiler (meta veriler gibi) buna dahil olabilir.” Bu yeterince kötü değilse, ek olarak alınanlara bakalım: “En çok iletişim kurduğunuz kişiler veya üyesi olduğunuz gruplar gibi, iletişime geçtiğiniz kişiler, Sayfalar, hesaplar, konu etiketleri veya üyesi olduğunuz gruplar hakkında ve bu kişi ya da gruplarla Ürünlerimiz aracılığıyla nasıl etkileşimde bulunduğunuz hakkında bilgi toplamaktayız. Buna ek olarak, bir cihazdan (ör. bir adres defteri, çağrı kayıtları, SMS kaydı geçmişi) yüklemeyi, senkronize etmeyi veya aktarmayı seçtiğiniz kişi bilgilerini de toplamakta” SMS kaytları mı? Çağrı kayıtları mı?
Instagram’ın sadece fotoğraflarınızı, Instagram üzerinden mesajlaştığınız kişileri değil, telefonla görüştüğünüz kişileri ve size gelen SMS’leri de topluyor. Instagram’la ilgili canınızı biraz daha sıkmak isterseniz kullanım politikasına https://help.instagram.com/155833707900388 adresinden ulaşabilirsiniz. 

FaceApp, Instagram ve diğerlerine karşı ne yapacağız?
Kullanmayacağız. Özellikle kişisel verileriniz veya mahremiyetiniz konusunda bir hassasiyetiniz varsa bu uygulamaları kullanmaktan kaçının. Uygulamaları kullanmaya başladığınız andan itibaren yapacağınız ayar değişiklikleri vicdanınızı rahatlatmaktan öteye gidemiyor ne yazık ki. Fotoğraf veya veri bir kez yüklendikten sonra bunların sahipliği ve kullanım hakları süresiz olarak karşı tarafa geçiyor. 

Fotoğrafların bir kez internete düştükten sonra mahremiyetinizi sonsuza kadar kaybedebileceğinizi hatırlamakta fayda var. Örneğin dün Hürriyet gazetesinde yayımlanan bir haberde, aşağıda görebileceğiniz gibi tarafların hem isimleri hem de yüzleri gizlenmiş. 

Buna rağmen fotoğrafı internette aratınca daha önce yapılmış bir haberde isim bilgilerine kolayca ulaşılabiliyor.

Kısaca, internetin unutmayacağını bilip neyi ne kadar paylaşmamız gerektiğine kendimiz karar vermeliyiz. 

Monday, July 15, 2019

Siber Şantaj Nedir? Nasıl Yapılır?

Son günlerde bize ulaşan siber şantaj olaylarının sayısında ciddi bir artış görüyoruz. Senaryo aşağı yukarı aynı; kurban (olayların %90’nından fazlasında bir erkek) internet veya whatsapp üzerinden bir hanımla yazışmaya başlıyor. Konu konuyu açıyor ve kısa sürede yazışmalar daha mahrem bir hal alıyor. Birkaç masum fotoğrafın ardından daha “özel” fotoğraflar paylaşılıyor. 
Belki karşılıklı birkaç görüntülü görüşme. 
Kurban karşısındakine iyice güvenmeye başladığında görüşmeler daha açık bir hal alıyor ve nihayet kapan kapanıyor. Kurban, yeni bulduğu sanal sevgilisiyle özel görüntülerini paylaştığı anda karşısındakilerin gerçek yüzüyle karşılaşıyor. 
Görüntüleri tanıdıklarına göndermekle tehdit ediliyorlar ve görüntülerin gizliliğine karşı ciddi miktarlarda paralar isteniyor. Geçen hafta karşılaştığımız bazı olaylarda, şantajcılar niyetlerinin ciddi olduğunu göstermek için görüntüleri kurbanın bazı tanıdıklarına gönderdi ve ondan sonra para talep etti.








Bu durum oldukça can sıkıcı. 

Sadece mahremiyetin ihlali değil, sonsuza kadar internette kalabilecek bir şantaj görüntüsünün ortaya çıkması da kötü. Bu olaylarda verdiğimiz danışmanlık hizmetinde ne yazık ki sadece kurbanın ve itibarının görebileceği hasarı azaltabiliyoruz ancak kimseyi tamamen kurtarmamız mümkün olmuyor. 

“Sextortion” olarak bilinen bu şantaj yöntemi 1 yıldır ülkemizde pek çok kişiyi hedef aldı. Tam sayıyı bilmek mümkün olmasa bile, bize başvuranların sayısına bakarak bu sayının binlerde, belki on binlerde olduğunu söyleyebiliriz. Dünya çapında yayılan bu siber şantaj dalgasının ardında kimi zaman uluslararası çalışan şebekeler, kimi zaman da ergenler çıkabiliyor. Konunun hassas yapısı nedeniyle çoğu kurban adli makamlara başvurmaktan kaçınıyor. Uluslararası örgütler kurbanlarının ödemelerini Fildişi sahili veya Nijerya gibi ülkelere göndermelerini talep edebiliyor. Talep edilen paralar 2.000 Euro ile 50.000 euro arasında olabiliyor. 

Sextortion ve siber şantaj nasıl yapılıyor?

Birçok olayda kurbanın karşısında hiçbir zaman karşı cinsten gerçek bir insan olmuyor. Hacker forumlarında, bu işe uygun olarak hazırlanmış fotoğraf ve video setleri satılıyor. Tek bir kadına ait yüzlerce görüntüden oluşan bu setler sayesinde suçlular yazıştıkları kişiye işte, evde, arkadaşlarıyla tatilde, banyoda veya daha özel durumlarda çekilmiş fotoğraflarını gönderebiliyor. Böylece kurban yazıştığı kişinin günlük hayatından da öğeler görüp bunun gerçek bir kişi olduğuna daha kolay ikna oluyor.
Bu setleri kullanan bazı dolandırıcılar ise işi şantaj boyutuna götürmeden, sadece maddi yardım isteyebiliyor. Böylece konu şantaj değil, basit bir dolandırıcılık olarak kalabiliyor. 

Deepweb’de satılan setlerin ilanları “936 fotoğraf, 40 video, 1 saatlik videochat, sarışın” veya “700 fotoğraf, 3 saat videochat, aynı kadın sarışın ve kumral boyalı saçlar” gibi başlıklarla yayınlanıyor. Snapchat ve Tinder gibi sosyal medya platformlarına özel olarak hazırlanmış setlerin olması bunların da kurban aramak için yaygın olarak kullanılan yerler olduğuna işaret ediyor. Setlerin bazılarının ücretsiz dağıtılıyor olması ise suçluların bu işe girmelerini daha da kolaylaştırıyor. 
Setlerle birlikte video görüntülerini inandırıcı biçimde Skype görüşmesi sırasında yayımlayacak yazılımlar da dağıtılıyor. Böylece siber şantaj için ihtiyaç duyulacak bütün kaynaklara ücretsiz ulaşmak da mümkün oluyor. İnternette siber şantaj için hazırlanan araçların nasıl kullanılacağını, kurbanların telefon ve e-posta adreslerinin nasıl bulunabileceğini ve kurban seçerken nelere dikkat edilmesi gerektiğini de anlatan yüzlerce video mevcut. 
Mobil uygulamaları sanal sistemler üzerine kuran şantajcılar tek bir bilgisayar üzerinden aynı anda onlarca kurbanla görüşebiliyor. Forumlarda bulunan “siber şantajla ayda binlerce dolar kazanın” türü ilanların sayısının artmasından da anlaşılabileceği gibi, siber şantaj bazı kişiler için ciddi bir kazanç kapısı olarak görülüyor ve kolay yoldan para kazanmak isteyen herhangi birisinin de yapabileceği hale getirilmiş. Aşağıdaki ekran görüntüsü bu araçların ve videoların bir araya getirilerek nasıl siber şantaj yapılacağını anlatan bir videodan. 




Sol taraf şantajcının bilgisayarında oynayan video, sağ tarafta ise kurbanın görüntülü görüşme programında göreceği hali. Sol taraftaki ekranda hazır bulunan “el salla”, “öpücük gönder”, “göbeğini aç” benzeri komutları görebilirsiniz. Bunlara tıklamak ilgili hareketin görüntülü görüşmeye dahil edilmesini, böylece kurban ile daha interaktif ve gerçekçi bir sohbet yürütülmesini sağlıyor. 

Facebook, Twitter, Whatsapp gibi bir mesajlaşma platformunda kurbanın ilgisini çeken şantajcılar daha sonra Skype benzeri bir platform üzerinden görüntülü görüşmek istiyorlar. Ellerindeki hazır görüntülü görüşme kayıtlarını belirli sırada oynatarak kurbanı o anda biriyle konuştuğuna ikna ettikten sonra konuyu daha mahrem paylaşımlara getiriyorlar. Tuzağa düşmek üzerinden habersiz olan kurban şantaj için kullanılabilecek bir görüntü verdiğinde bu kayıt altına alınıyor ve görüşme sonlandırılıyor. Hemen ardından da para talebi geliyor.
Görüşmeler başladığı andan itibaren kurbanları hakkında sosyal medya üzerinden ciddi araştırma yürüten suçlular bu sayede kurbanın iş arkadaşlarını ve ailesini tespit ediyor. Böylece kurban parayı ödemek veya bütün çevresine rezil olmak, belki de eşinden ayrılmak gibi iki seçenekle karşı karşıya kalıyor. 

Ne yaparsanız yapın ama sakın ödeme yapmayın

Bir kez ödeme yapıldıktan sonra şantajcılar kurbanı “ödeme yaptı” olarak belirliyor ve ilerleyen zamanlarda tekrar para talep ediyorlar. Dijital görüntüleri tamamen yok edip etmediklerini bilmenin bir yolu olmadığı için de ilk ödeme yapılırken verilen taahhütlerin hiçbirinin aslında önemi yok. 

Uluslararası çalışan çetelerin izlerini sürmek ve bunları tespit etmek bazen mümkün olabiliyor. Dikkatsiz davranan bir grupla karşı karşıya olunun durumlarda az da olsa grubun kullandığı bilgisayarlara sızarak görüntüleri tamamen silmek mümkün olabiliyor. 

Siz yine de tedbiri elden bırakmayın. Ne kadar canlı görünürse görünsün, sadece bir video kaydı ile sohbet ediyor olabilirsiniz.

MITRE ATT&CK Gerçek Hayatta Ne İşimize Yarar?

  Rusya kaynaklı siber saldırılar webinarı sırasında üzerinde durduğum önemli bir çalışma vardı. MITRE ATT&CK matrisini ele alıp hangi...