Thursday, June 11, 2020

Honda'da Ne Oldu?


8 Haziran günü Honda’nın Twitter hesabından yapılan bir duyuruda “bazı teknik sorunlar” yaşadıkları duyuruldu. Otomotiv üreticisinin işlerinin Amerika, Avrupa ve Japonya’da durmasına neden olan şeyin bir fidye yazılım olduğu ortaya çıktı. Endüstriyel kontrol sistemlerini etkilediği bilinen ve “Ekans” veya “Snake” (Ekans’ın tersten okunuşu) olarak adlandırılan fidye yazılımın Honda’nın üretimini rehin aldığı düşünülüyor. Bu zararlı yazılımın bazı özelliklerine ve bu olaydan çıkartılacak derslere bakalım. 

Ekans (Snake) Fidye Yazılımı Nedir? 
Bildiğiniz gibi fidye yazılımlar genellikle bulaştıkları sistem üzerinde bulunan dosyaları şifreleyerek kullanılmaz hale getirdikten sonra dosyaların açılması için kullanıcıdan ara ister. 2019 yılının sonunda tespit edilen Ekans fidye yazılımını diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden birisi endüstriyel kontrol sistemlerini (EKS) de hedef alan bazı işlevlerinin bulunmasıydı. Dosyaları şifrelemeye başlamadan önce; Ekans kaynak kodunda önceden belirlenmiş bazı prosesleri durduruyor. Listede güvenlik yazılımları, veritabanaları ve EKS yönetim yazılımları bulunuyor.
Çeşitli fidye yazılımların EKS’leri etkilediği daha önce görüldü, bu anlamda bir fabrikanın üretiminin fidye yazılım nedeniyle durması yeni bir gelişme değil. Daha önce yaşanan olaylara bakıldığında EKS’lerin etkilenmesinin nedeninin bu sistemleri yöneten bilgisayarların erişim veya hizmet dışı kalmasıydı. Kısaca; fidye yazılım doğrudan EKS’yi hedef almıyor ancak EKS’nin çalışması için gerekli bilgisayarı devre dışı bırakınca EKS’yi ister istemez etkiliyordu. Ekans’ta ise; EKS’leri (başta GE ve Honeywell olmak üzere) doğrudan hedef alan kod parçaları mevcut. Bu anlamda bir ilk olabilir.
İçeriğinde bulunan kodun bir kısmının daha önce Arap yarımadasında bazı ülkelerde tespit edilen ve “Megacortex” olarak adlandırılan zararlı yazılımla aynı olması nedeniyle aralarında bir bağlantı olabilir. Megacortex’in İran çıkarlarını korumak için geliştirildiği iddia edilmişti ancak teknik olarak bunu destekleyen herhangi bir bulgu olmadığı için Megacortex ve Ekans’ın İran kökenli olduğunu söylemek doğru olmaz.
Zararlı yazılımın hedef sisteme nasıl bulaştığı veya yayılmak için hangi yöntemleri kullandığına dair pek bilgi bulunmuyor. 

Ekans (Snake) Fidye Yazılımına Kısa bir Teknik Bakış
Ekans.exe olarak kaydettiğim numuneye bakarsak dosya boyutunun yaklaşım 3.9 MB olduğunu görüyoruz. 

 
Virustotal sonuçlarında ise 49 antivirüsün bu zararlıyı tespit edebildiğini görebiliriz.



 
Bu haliyle güncel bir antivirüsü olan herhangi bir sistem için tehdit oluşturmayacak gibi duruyor.
Bu aşamada kısa bir statik analiz kapsamında dosyanın içerisinde bulunan stringlere bakmak iyi olabilir. Dosyanın ilk 10 satırı bunun bir EXE olduğunu doğruluyor. 


 
Stringlere bakınca zararlı yazılımın GO diliyle yazıldığını düşünmemize sebep olacak birçok ipucuna rastlıyoruz.


 
Herhangi bir hex editörler baktığımızda GO konusundaki şüphelerimizi doğrulayabilecek “Go Build ID” ibaresini görebiliyoruz.


Hex editör bize ek olarak ilginç bir bilgi daha veriyor, göreceğiniz gibi zararlı yazılım içerisinde mds[.]honda[.]com alanadı görülebiliyor.


 
Bu alanadını hangi amaçla kullandığını henüz söylemek zor ancak bu bulgu olayın Honda’da yaşanmasının bir tesadüf olmadığını düşündürüyor. Honda hedef alınmış, hatta Honda’nın kullandığı belli bir sistem hedef alınmış olabilir. 

Bundan sonraki adımda yapılacak şey artık zararlı yazılımı tetikleyip neler yaptığına bakmak.
Aşağıdaki ekran görüntüsünde zararlı yazılımın çalıştırılmış halini görebilirsiniz, sonuç: yok. Kısaca zararlı yazılım hiçbir şey yapmıyor. Masaüstüne bıraktığım dosyayı da şifrelemedi, bilgisayarda başka herhangi bir değişikliğe de neden olmadı.


 
Ekans’ın davranışlarına yakından bakınca bunun nedeni ortaya çıkıyor. Ekans, Honda’nın hedef aldığı kısmında olmadığını anladı ve devreye girmedi. 

Statik analiz sırasında karşımıza çıkan MDS[.]HONDA[.]COM adresi aslında kontrol amaçlı kullanılıyor.  Aşağıda dinamik analiz sırasında ağ geçidine gönderilen DNS sorgularını görebilirsiniz.


 
Zararlı yazılım çalıştığında önce bu alanadına ulaşıp ulaşamadığını test ediyor ve ulaşamıyorsa herhangi bir zarar vermiyor. Bunun sonucunda yukarıdaki alanadını DNS kayıtlarına eklememiş Honda ofislerinin (Örn. Türkiye) bu saldırıdan etkilenmemeleri doğaldır.

Saldırı sadece Honda’yı hedef almakla kalmamış, Honda içerisinde belli bir bölgeyi hedef almış gibi görünüyor. Bu noktada Ekans’ın attığı adımları şöyle özetleyebiliriz;
  1. Doğru hedefte olup olmadığının kontrolü 
  2. Belirlenmiş proseslerin durdurulması
  3. Dosyaların şifrelenmesi
  4. Kullanıcıdan fidye istenmesi
Sonuçta GO dilinde yazılmış basit bir fidye yazılım gibi duran şey aslında belli bir hedefe özel olarak hazırlanmış bir saldırının parçası gibi duyuyor. 


Alınabilecek Teknik Tedbirler Nedir? 

Olayla ilgili henüz bilinmeyen çok şey var. Bunların başında ilk bulaşma vektörü geliyor. Daha önce yaşanan bir veri ihlalinde çalınmış kullanıcılarla RDP üzerinden oluşturulan bir bağlantı mı? USB bellek mi? Oltalama e-postası mı? Açıkçası fikrimiz yok. Bu nedenle önerileri bildiğimiz kadarına veya jenerik noktalarla sınırlı tuttum.


Çok sayıda zararlı yazılımda olduğu gibi Ekans da dijital olarak imzalanmamış. Aşağıdaki örnekte solda Ekans.exe’yi, sağda ise Windows Görev Yöneticisinin özelliklerini görebilirsiniz. 


Kuruluş ağındaki sistemlerde dijital imzası olmayan uygulamaların çalıştırılması engellenmelidir.

Bütün sistemlerde antivirüs olduğundan emin olun. Ağa bağlı tek bir sistemde antivirüs yoksa, hiçbirinde yokmuş gibi düşünülebilir.  
Yedek almanın ve bunu farklı bir yerde tutmanın önemi her geçen gün artıyor. Şaka gibi gelebilir ancak yakın zamanda bir sızma testinde sunucudaki bir diskin yedeğinin AYNI sunucu üzerinde başka bir diske alındığını gördüm. (C:’nin yedeğini D:’ye aldıklarını düşünün). NAS benzeri bir yedekleme çözümü kullanıyorsanız; bunlarda da zafiyetleri çıktığını ve bu sistemlerin de güvenliğinin alınması gerektiğini unutmayın.

Ağ segmentasyonu mutlaka yapılmalıdır. Ağınızı VLAN’lara ayırmak ve bunların arasındaki geçişleri denetlemek bu tür olaylarda zararlı yazılımın veya saldırganın yayılmasını zorlaştıracaktır. 

Olay tespitini hızlandıracak mekanizmalar kurulmalıdır. Fidye yazılım gibi kendini hemen belli etmeyen olayların ortalama tespit sürelerinin yüzlerce gün olarak ifade edildiği düşünülürse bu konu ciddiye alınmalıdır. SIEM yatırımı bu konuda en son yapılması gereken yatırımdır, ondan önceki adımların atıldığından emin olunmalıdır (örn. Log kontrolü, merkezi log yönetimi, vb. ).




Tuesday, May 26, 2020

Bayram Sonrası Yapılması Gereken 7,5 Siber Güvenlik Kontrolü




Bayramınız kutlu olsun! Sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir Bayram geçirmiş olmanızı dilerim. 
Fırsatını bulmuşken Bayram rehaveti veya telaşesi nedeniyle gözden kaçırmış olabileceğimiz aşağıdaki noktalara yarın ilk iş bakılması gerektiğini hatırlatmak isterim:
  1. Active directory kullanıcı sayısı: Normal kullanıcı ve domain admin yetkilerine sahip kullanıcıların sayısının değişmemiş olması lazım.
  2. Kullanıcı yetkileri: Kullanıcıların yetkileri yükseltilmiş olabilir, değişmiş olabilir veya üye olmamaları gereken gruplara dahil edilmiş olabilirler.
  3. Antivirüs alarmları: Antivirüsler çeşitli zararlı yazılımlar yakalamış olabilir. Antivirüs zararlı yazılımı yakalamış olabilir ancak "dropper" dediğimiz zararlı yazılımı indiren yazılımı görememiş olabilir. Öte yandan aynı zararlı yazılımın bir sistemde tespit edilebilirken, başka bir sistemde gözden kaçtığını da sıklıkla görüyoruz. Bu nedenle antivirüs alarmı veren sistemlerin yakından incelenmesinde fayda var.
  4. Firewall/UTM kural değişiklikleri: Bayram süresince yapılmış kural değişiklikleri ve güncellemeleri gözden geçirmek lazım.
  5. Web sayfası/uygulaması kaynak kodları: Özellikle çok ziyaretçi alan veya e-ticaret yaptığınız bir siteniz veya uygulamanız varsa bunun kaynak koduna dahil edilmiş olabilecek yabancı javascript betiklerine karşı bir kontrol yapmakta fayda var.
  6. Paylaşımdaki dosyalar: Muhasebe ve bilgi işlem gibi kritik birimlerde paylaşılan dosyalara ve içeriklerine bakmak iyi olacaktır.
  7. Trafik incelemesi: Kuruluşunuzdan çıkan trafiğin yapısı ve gittiği yerleri incelemek, özellikle veri sızıntılarını tespit etmenize yardımcı olacaktır. Pek çok firewall bunu istatistik olarak verebilmektedir, veremiyorsa trafiği başka bir araçla yakalayıp Wireshark, vb. bir uygulamayla incelemeniz gerekebilir.
7,5. Kullanıcılarla sohbet etmek: Muhasebe veya üst düzey yönetici gibi kritik ve hedef olabilecek kullanıcılarla "herhangi bir sorun var mı?" gibi basitçe sohbet etmek gözden kaçabilecek başka saldırı belirtilerini tespit etmenize yardımcı olabilir. Çalışanlar evden RDP ile bağlanıyorsa "geçenlerde bağlanamadım ama sonra düzeldi" demeleri bile VPN kullanıcı bilgilerinin sızmış olabileceğine işaret edebilir (tecrübeyle sabit), bu nedenle vakit bulursanız bunu değerlendirin. 

Bunlarla birlikte veya ötesinde bilişim altyapınızın ayrıntılı bir değerlendirilmesinin yapılmasını isterseniz, benimle iletişime geçebilirsiniz.

Süreç sonrası çok daha keyifli bayramlar geçirmek dileğiyle. 

Thursday, April 30, 2020

Vahşi Fantezilerim Var! Siber Şantaj Maili Gelirse Nelere Bakmak Gerek?



Aşağıdaki mail geldi: 



Üstelik, gönderici de, alıcı da ben mişim gibi duruyor. 



Senaryo 2-3 yıldır alışkın olduğumuz “elimizde porno izlerken çekilmiş görüntüleriniz” var senaryosunun bir türevi. Siber şantajın nasıl yapıldığına ve siber şantajla karşılaştığımızda neleri kontrol edebileceğimize bakalım.
 

Siber Şantaj Nasıl Yapılıyor?

Siber şantaj mailleri istatistikler ve varsayımlar üzerine kuruludur. İnternet kullananların bir kısmının yetişkin içerik barındıran siteleri ziyaret ettikleri varsayımından yola çıkarak ihtimaller üzerine oynarlar. İnternet üzerinden indirilen içeriğin %35’inin yetişkin içerik olduğunu, PornHub’un günlük 78 milyon’dan fazla ziyaretçisi olduğunu düşünürsek bu noktada ihtimallerin yüksek olduğunu görebiliriz. 

Bunun yanında şantajcıların kurbanları ikna etmek için kullandıkları bir de “kanıt” ihtiyaçları oluyor. Bu geçtiğimiz yıllarda ifşa olan kullanıcı parolalarını kullanarak yapıyorlardı ve kullanıcının parolasını şantaj mailine yazıyorlardı. Bu durumda “parolanın patates123! Olduğunu biliyoruz çünkü bilgisayarını hackledik” gibi bir cümle kullanıyorlardı. Yine ihtimaller siber şantajcıların lehine çalışıyor çünkü internet kullananların önemli bir kısmı parolalarını ya hiç ya da çok seyrek değiştiriyor. 

Bu noktalar değerlendirildiğinde de internet kullananların önemli bir kısmı için korkutucu bir senaryo ortaya çıkıyor. Bu sayede kurbanlarını ikna etmeleri kolaylaşıyor.
 


Siber şantaj maili gelirse ne yapılmalı?

Öncelikle doğruluk payının araştırılması gerekir. Bunun için ilk yapılacak şey haveibeenpwned.com adresinden parolanızın çalınıp çalınmadığını kontrol etmek olur. Çalındıysa bu parolayı derhal değiştirin. Gelen mailde “parolanız” olarak belirtilen eskiden kullandığınız bir parolaysa muhtemelen daha önceki veri sızıntılarından birinden buldular, çok dert edecek bir şey yok. 

Güncel parolanızsa, derhal değiştirin. Gmail, Facebook, Twitter gibi sayısız platform iki kademeli kimlik doğrulaması seçeneği sunuyor, bunu aktifleştirin. 

Kullandığınız sistemde korsan (crackli) yazılım varsa veya güncel ve lisanslı bir antivirüs yoksa olay doğruluk payı olabilir, bu noktaları hızlıca giderin. 

Şantaj maili benden gelmiş gibi görünüyorsa?

Bu durumda mutlaka gelen mailin başlıklarını incelemek lazım. Kullandığınız e-posta hesabına bağlı olarak “orijinal iletiyi göster” gibi bir seçenek olacaktır. Bunu kullanarak mailin başlıklarına ulaşabilirsiniz. Mail başlıklarının incelenmesi kendi başına bir yazı konusu olabilir, bu nedenle sadece bu örnekte bizim açımızdan önemli olanla sınırlı kalacağız. 

Mail başlıklarını nasıl inceleyeceğiz?

Aşağıda görüldüğü gibi birçok farklı başlık var. Bunlar aslında bize mailin geldiği yeri, bize ulaşmadan nerelerden geçtiği, ekinin olup olmadığı, vb. pek çok bilgi verir. 



Bunların bir kısmı saldırgan tarafından belirlenebileceği için gördüğümüz her şeye inanmamakta fayda var.


Aşağıda işaretlenmiş “Received” başlığı mailin geçtiği e-posta sunucularını gösterir. Burada ilk adımda, muhtemelen mailin gönderildiği sunucu olan 154.xxx.xx.238 IP adresi görünüyor.





IP adresini Internette bulunan Whois kayıt sorgulama sitelerinden herhangi birini kullanarak bu IP adresinin kimin üzerine kayıtlı olduğunu görüntüleyebiliriz. 


Deneme amaçlı kendime gönderdiğim bir maile bakacak olursak “Received” başlığında görülen IP adresinin Google üzerine kayıtlı olduğu ortaya çıkıyor. 

Deneme mailinde görünen IP adresi için yapılan Whois sorgusu aşağıdaki sonuçları veriyor:

Burada Gmail gibi birden fazla alanadına hizmet veren e-posta sunucularının SPF kaydı oluşturamamasından istifade ederek bu siber şantaj maillerini gönderebiliyorlar gibi duruyor. 

Değilse evde oturmaktan delirip kendimi çılgın fantezilere vermiş değilim, endişelencek bir durum yok :)

MITRE ATT&CK Gerçek Hayatta Ne İşimize Yarar?

  Rusya kaynaklı siber saldırılar webinarı sırasında üzerinde durduğum önemli bir çalışma vardı. MITRE ATT&CK matrisini ele alıp hangi...