Savaş tarihinde "ordular her zaman bir önceki savaşa hazırlanır” diye bir
söz vardır.
Birinci Dünya Savaşından sonra Avrupa orduları buradan çıkarttıkları
derslere bakarak yeni savunma duruşlarını belirlemeye başladı. İlgili olanların
bileceği gibi; Birinci Dünya Savaşı Batı Avrupa’da büyük ölçüde orduların
kazdıkları siperlerden yürüttüğü bir mücadeleyle geçti. Bunun sonucunda daha
iyi tahkimata sahip olanın daha az kayıp verdiği, iyi hazırlanmış bir savunma
hattının askerlerin sağlığını da koruduğu gibi pek çok önemli ders çıkartıldı.
Fransa bu dersleri en iyi şekilde uygulayan ve buradan çıkarttığı derslerle
kendini bir sonraki savaşa hazırlayan ülke oldu. Maginot Hattı’nı bilen bilir.
Peki çıkartılan derslerin sonucu ne oldu? Fransa siper savaşına
hazırlanırken Almanya tanklarını ve hava kuvvetlerini hazırladı ve İkinci Dünya
Savaşı’nın ilk yarısında bu sayede üstünlüğü elde etti.
Benzer örnekler hemen her savaş için verilebilir. A.B.D. İkinci Dünya
Savaşı’ndan öğrendiklerini Vietnam Savaşı’nda kullanamadığı gibi, zararını da
gördü.
Sadece ordular değil, havacılık sektörü de benzer bir gelişim izledi ve
izliyor. Bir uçak düşünce nedeni araştırılıyor ve olayın tekrarlanmaması için
düzeltilmesi gerekenler düzeltiliyor.
Aynı davranış kalıbını siber güvenlik alanında görüyoruz ne yazık ki. Bir
güvenlik ihlali yaşanıyor ve genel duruş buradan çıkartılan derslere göre
yeniden tasarlanıyor. Kısaca biz de farkında olmadan bir önceki savaşa
hazırlanıyor olabiliriz.
Siber güvenlik konusunda güncel tehditlere karşı hazır olmanın 5 temel adımı
olacaktır.
Varsayımlardan kurtulmak
“Bütün sistemlerde antivirüs var” dendikten sonra birçok sistemde aslında
antivirüsün yüklü olmadığını tespit ettiğimiz kaç tane sızma testimiz olduğunu
hatırlamıyorum bile. Benzer şekilde “VLAN ayrımını yaptık” denildiğinde VLAN
ayrımının olmadığına defalarca tanık olduk.
Kuruluşların güvenlik seviyesi ne yazık ki çoğunlukla varsayımlara
dayanıyor ve çok az durumda bu varsayımların doğru çıktığını görüyoruz. Bu
nedenle varsayım yapmaktan kurtulmak şart. Geçerli olabilecek tek varsayım
güvende olmadığınızdır.
Eğitim
Hukuk fakültesinden 50 yıl önce mezun olmuş ve hiç avukatlık yapmamış birini
avukat olarak güvenir misiniz? Yeni çıkan kanunlardan haberi var mıdır? Aynı
şekilde bir muhasebeci olsa? Veya bir doktor? Siber güvenlik alanı, bilişimin
her dalında olduğu gibi sürekli değişiyor. Her gün hayatımıza yeni saldırı
teknikleri ve tehditler giriyor.
Internette bir ömür boyu okunabileceklerden çok daha fazla ücretsiz kaynak
var. Bunları düzenli olarak takip etmek güncel tehditlerden haberdar olmak için
çok önemlidir.
Gerçeklerle yüzleşmek
Hacklenebilirsiniz, öncelikle bunu kabul etmeniz lazım. Gerçekler
sandığınız kadar tozpembe değil, bunlarla yüzleşin.
Sürekli İyileştirme
Saat başı yeni tehditlerin ortaya çıktığı bir ortamda savunma duruşunuzda
son 1-2 ay içerisinde hiç değişiklik yapmadıysanız bu iyiye işaret olamaz. Saldırılar
geliştikçe savunmanın da kendini geliştirmesi lazım.
Takip
Güncel saldırılara hazır olmak için belki de en önemli nokta yeni
tehditleri takip etmektir. Bunun için hem kuruluş ağındaki riskleri (sistemler
ve uygulamalardaki zafiyetler veya geçerli saldırı vektörleri gibi) hem de
güncel saldırıları takip etmek lazım. Bu noktada siber tehdit istihbaratı
önemli bir yardımcı olacaktır.
Siber Tehdit İstihbaratı Nedir?
Siber tehdit istihbaratı kuruluşların siber saldırılarla daha etkin
mücadelede ve müdahale etmesini sağlayabilecek önemli bir kaynaktır. Türkiye’de
pek çok kuruluşun faydalandığı siber istihbaratın özünde “şu IP adreslerini
bloklayın” ötesinde kuruluşunuza neler sağlayabileceğine bakalım.
Etkin bir siber tehdit istihbaratı yapısı kuruluşunuza aşağıdaki konularda
da bilgi sağlayabilmelidir;
- Kuruluş
bünyesinde bulunan zafiyetler
- Zararlı
yazılımlar
- Oltalama
saldırıları
- Hedefli
saldırılar
Bilinen saldırgan IP adresleri bir miktar bilgi sağlar elbette ancak bu
konu sadece saldırgan kaynak IP adresi hakkında bilgi vermekten ibaret
kalıyorsa siber tehdit istihbaratı sürecinizin geliştirilmesi şarttır. IP
adresleri “bize kim saldırıyor?” sorusuna sınırlı da olsa bir yanıt verirken
“nasıl saldırıyor?”, “saldırganın teknik bilgi seviyesi nedir?” ve “amaçları
ne?” gibi önemli soruları da cevapsız bırakır.
Herhangi bir siber güvenlik ihlali yaşandığında ve tespit edildiğinde olay
müdahalesi sırasında yapacaklarınız saldırganın başarılı veya başarısız olması
arasındaki farkı oluşturabilir.
Siber tehdit istihbaratı nasıl kullanılır?
Herhangi bir kaynaktan gelen veri, bilgi veya istihbarat bir şekilde
kullanılırsa kuruluşunuza faydalı olacaktır. Aksi takdirde yapılan çalışmaların
etkinliği sınırlı kalacağından sağlayacağı fayda da oldukça düşük olacaktır.
İlk aşamada siber tehdit istihbaratı siber ölüm zinciri çerçevesinde
düşünülmelidir.
Hatırlayacağınız gibi “Siber Ölüm Zinciri” 2011 yılında Lockheed Martin
tarafından ortaya atılan ve siber saldırıların aşamalarının takibi için
geliştirilmiştir. Bu zincir siber saldırganların başarılı olabilmek için atmak
zorunda kaldıkları adımlardan oluşur.
- Keşif: Hedef kuruluş hakkında bilgi toplama ve
olası saldırı noktalarının belirlenmesi.
- Silahlandırma: Kuruluş bünyesinde tespit
edilen güvenlik açıklarını istismar edecek kodun hazırlanması (bu bir USB
bellek de olabilir, PDF belgesi de)
- Teslimat: Bir önceki adımda oluşturulan
silahın hedefe iletilmesi (örn: USB belleğin kargoya verilmesi, mailin
gönderilmesi, vb.)
- İstismar: Saldırı kodunun hedef tarafından
çalıştırılması sonucunda sistemin ele geçirilmesi
- Kurulum: Ele geçirilen ilk sisteme ek
yazılımlar yüklenmesi ve kalıcı olmak için (bu adımda hedeflerden birisi de
bilgisayar yeniden başlatıldığında bağlantının kopmaması olacaktır) gerekli
işlemlerin yapılması.
- Komuta ve kontrol: Saldırganın içerideki
sistemle iletişim kurmasını ve veri alışverişi yapmasını sağlayacak iletişim
yapısının kurulması (örn: HTTPS üzerinden tünel)
- Hedef üzerinde işlemler: Saldırganın asıl
amacını gerçekleştireceği adım burasıdır (veri çalmak, veri şifrelemek,
casusluk, vb.)
Bu 7 adımı tamamlayabilen saldırgan başarılıdır. Bu 7 adımdan herhangi
birinin engellenmesi durumundaysa saldırgan başarısız, savunma başarılı kabul
edilebilir.
İdeal şartlarda siber güvenlik yapısı da bu 7 adımı tespit edip
engelleyecek biçimde kurgulanmış olmalıdır. Siber tehdit istihbaratının da aynı
yaklaşımla bu 7 adımı tespit etmek ve engellemek için kullanılması gerekmektedir.
Siber tehdit istihbaratı kaynağından gelen IP adreslerinin “bilinen” olduğu
unutulmamalıdır. Kısaca bu IP adreslerinin saldırgan davranışları olduğu veya
komuta sunucusu (bkz. siber ölüm zinciri 6. Adım) olduğu tespit edilmiştir. Bu
noktada saldırganların farklı IP adreslerine sahip olması veya kuruluşunuzu
hedef alan farklı bir saldırgan grubu olması halinde bu bilgi çok faydalı
değildir. Siber tehdit istihbaratının başlıca amaçlarından birisinin de
kuruluşunuza “bilinmeyen” konusunda bir miktar bilgi sağlamaktır. Mevcut siber
güvenlik çözümlerinizin tespit edemediği her şey “bilinmeyen” olarak
düşünülebilir.
Siber Tehdit istihbaratı entegrasyonu
Yukarıda belirtildiği gibi siber güvenlik duruşu siber ölüm zincirinin bu 7
adımını tespit edip engelleyebilecek şekilde kurgulanmalıdır. Siber tehdit
istihbaratının da aynı yaklaşımla siber ölüm zincirine göre kurgulanması
faydasını artıracaktır. Bunun için ilk adım olarak siber tehdit istihbaratının
aşağıdaki soruları yanıtlayabilmesi gerekmektedir:
- Bize
kim saldırabilir?
- Bize
kim saldırıyor?
- Bize
nasıl saldırabilirler?
- İlk
sistem ele geçirildikten sonra nasıl yayılabilirler?
- Dışarıya
nasıl veri sızdırabilirler?
Soruların sayısını artırmak için MİTRE tarafından yayımlanan ATT&CK
yapısından faydalanılabilir.
Bize kim saldırabilir?
Siber tehdit istihbaratı abonelikleri tarafından sağlanan bilinen saldırgan
IP adresleri bu noktada bir girdi oluşturabilir. Belli bir IP adresinin belli
bir sektörde faaliyet gösteren kuruluşları hedef aldığı bilgisi bizi de hedef
alması muhtemel saldırganlar konusunda fikir verebilir. Bu IP adreslerinin
engellenmesi, bildirim tarihinden önce kuruluşumuzla herhangi bir iletişimleri
olup olmadığının kontrol edilmesi ve iletişim olduysa ayrıntılı incelenmesi
gerekmektedir.
Bize kim saldırıyor?
IPS ve firewall loglarına bakarak saldırı girişimlerinin kaynakları
belirlenebilir. Loglar incelendiğinde internete açık sistemlere çok sayıda saldırı
geldiğini göreceksiniz. Bu saldırıların bir kısmını mevut IPS yapınız tespit
edebilecekken bir kısmını saldırı olarak görmeyecektir. Dolayısıyla ilk aşamada
IPS alarmına neden olan IP adreslerini ele aldıktan sonra Firewall üzerinden
geçen trafiğin de izlenmesi gerekir. Engellenmesi gereken IP adresleri
konusunda USOM (Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi) tarafından yayımlanan
listeden başlayarak dünya genelinde bu tür IP adreslerini yayımlayan kaynakları
da dahil edebilirsiniz. USOM tarafından yayımlanan listeye https://www.usom.gov.tr/zararli-baglantilar/1.html
adresinden ulaşabilirsiniz.
Bunun yanında aşağıda örneklerini verdiğim gibi kaynaklar da faydalı
olacaktır: